Friday, August 27, 2010

Hayatta Nefret Ettiğim Şeylerin "sadece" Birkaçı

1. İstanbul'u "İstanbul'un şusu güzel, şusu değil" diye genellemeye çalışan, diğer şehirlerden gelmiş (özellikle İzmir) insanlar. Birinin onlara İstanbul'un simidi, ya da ne bileyim İstanbul yoğurdu gibi bir şey olmadığını, Ortaköy'ün kumpiri varken, Kanlıca'nın yoğurdu olduğunu anlatması lazım. Çok üzgünüm sayın İzmir, Antalya, Eskişehir, Ankara ve bilimum büyük şehirliler, buranın bir ilçesi sizin tüm şehrinize denk. Üzgünüm.

2. Annem ve babamın akıl erdiremediğim ilişkisi. Babamın hem her şeyi annemin kontrolüne bırakmak istemesi, fakat bir şey yaptığında "neden öyle?" diye kadını çıldırtması. Anneminse babam yokken bana ağlaması, fakat baban gelince benden aldığı tüm gazlara rağmen "Hayatım,canım" moduna girmesi. Bu kadının 20 sene Halimaanım'la yaşadığına inanmak zor. Hiç mi ders almadın be kadın? (Not: Hallimaanım, beğenmediğim bunu diye kocasını aynı gün içerisinde peynir değiştirtmek için markete yollamış bir kadındır.)

3. Evdekilerin bir sevgilim olmamasını anormal bulması, ama evden dışarı çıkmamı istememeleri. Ayrıca aynı zamanda "sen neden evdesin hep?" demeleri. Her çıkarken ne işin var dışarıda diye suçlarmışçasına konuşursanız çıkamam.

4. Bir-iki hafta hatta daha fazla samimi takılıp, sonra bir anda soğuyan insanlar. Soğuma evresinde "hmm merhaba nasılsın?" muhabbeti ile kaldığın insana tüm sırlarını açıkladın be! Sonra da "hmm merhaba"ymış. Sevsinler.

5. Aceleci insanlar. Her şeyi "topluyorum ben" bahanesi ile sağa sola tıkanlar. Sırf bunlar yüzünden kaç kitabımı kaybettim ben!

6. Olaylara objektif bakmaya kendini zorlamayanlar. Evet insanlar objektif olamazlar ama yine de bunu "denemelidirler".

7. Bir canlının hayatına, hislerine zerre önem vermeyen insanlar. Ben nefret ettiğim kelebekleri bile öldüremezken, babamın sokakta kendisine yılışan kediye tekme atan birisi olduğu gerçeği.

8. Şımarık insanlar. Tam anlamı ile. "Ayy ben ondan yemem, kokuyo o, rengi biraz garip, kusmuk gibi gözüküyo" diye yemeklere laf ederler. Her şeyin kendileri için olmasını isterler. Azıcık hastalansalar ölüyorum sanarlar. İki dakika sıkıntıya gelemezler. Hiçbir zaman ellerindeki parayla yetinmezler. Şımarıktırlar işte.

9. 118-18 ve 118-80 reklamları. ııııııııııaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaah!

10. Normalde zehir gibi çalışan kafamın, çeviri yaparken durması.

12. Ağız şapırdatanlar. Genel görgü kuralları ile alakası ilgisi olmayanlar. Kendine gurme diyip, bir de üzerine tv programı yapıp, hala çatal-bıçak kullanmasını bilmeyenler. (Şair burada belirli bir kişiye seslendi, ama isim vermeyecek. O adam yemek yerken ben baygınlık geçiriyorum lan!)

13. Toplu taşıma araçlarında, o sessizlikte yankılansın diye sanırım, cak cak cuk cuk sakız çiğneyenler. (Eğer bir gün cinnet geçirirsem bunların yüzünden olacak. Sonra birkaç tanesinin ağzı burnu yamulacak. Muhtemelen ağzından zorla alınan sakız burnuna sokulmuş olacak çünkü.)

14. 15 dakika çalışınca kendini ütü sanmaya başlayan laptopum.

15. Bilgisayarda çizilmiş öcü gibi çizgi filmler. (2 boyutun nesi vardı ki?)

16. Doctor Who dizisinden David Tennant'ın ayrılıp, abidik gubidik bi herifin gelmesi.

17. Hala olumlu ya da olumsuz haber vermemiş, şirketler.

Roaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaar!

1 comment:

Nafile said...

7. maddeyi okuduktan sonra aklıma şu geldi: http://nafileden.blogspot.com/2010/08/kedinin-biri-bir-gun.html

Korktum!