Thursday, January 27, 2011

Ses.


İçimdeki ses ile dışımdaki ses hiç benzeşmiyor. Mesela şimdi bu yazıyı yazarken beynimde bunu okuyan sesi seviyorum. Benim sesim o da, ama ağzımdan çıkan, insanların ve benim kulağıma gelen ses bundan çok çok daha kötü. Onu da seviyorum ama ikisi aynı olsalar.

Mesela dış sesim çok takılıyor. Bir şey söylerken "eaaaaaa..." diye kalabiliyor durduk yere. Ama iç sesim hiç durmadan konuşabiliyor, hatta bazen eşzamanlı olarak iki farklı şeyden bahsediyor.

Dış sesim konuşurken, bir anda "neden konuşuyorum ki?", "niye bir şeyler anlatmaya çalışıyorum başkalarına?" diye iç sesim lafa atlıyor. O anda dış ses kesiliyor. Tabi bu diğer insanların konuştuklarımdan sıkılmasına, beni dinlememelerine ve belki de deli ya da salak olduğumu düşünmelerine neden oluyor. He, iç ses "niye anlatıyorum ki?" derken onların beni dinlemiyor olması ne kadar önemli ki zaten?

Çoğu zaman ağzımı kapalı tutuyorum bu yüzden. Dış sesle iç ses karışmasın diye. İç sesimi insanlardan kıskanıyor olabilirim belki de. Kimseyle paylaşmak istemiyorum. İkisi bir araya gelmeye başladıkları anda bıçak gibi kesiyorum kendi sözümü.

Yine de şizofren benzeri bir ruhtan çok, sakin ve dingin bir ruha sahip olmak isterdim.

3 comments:

Nafile said...

Şu son iki yazıyı okuduktan sonra sizin gerçekte var olduğunuzdan şüphe etmeye başladım. Sanki siz yoksunuz da ben başka biri olduğumu zannederek bunları yazıyorum. Ara ara arkadaşlarımın söz ettiği, içimde saklı duran kadın siz olabilir misiniz? (Gerçi arkadaşlar bunu biraz farklı ifade ediyor ama onların ifade ediş biçimini buraya yazmama duruşunuz izin vermiyor.)

Dilek said...

Hayır değilim diyemedim bir anda, belki de öyleyimdir :)

Ama dünyada bu sorununları yaşayan tek insan değilizdir diye umuyorum. Ya da bilmiyorum, çok azız ve birbirimizi aynı yerlerde buluyor da olabiliriz. Karar vermedim şimdi :/

Nafile said...

Tekrar düşündüm, bu pek mümkün değil. İçimdeki kadın bu kadar akıllı olamaz. Eğer öyleyse o çıksın dışarı ben kalırım içeride. :)