Thursday, December 23, 2010

Kedici


Neden bütün arkadaşlarım normal insanlar olarak gençliklerini yaşarken, ben kendimi kedici teyzeler gibi hissediyorum?

Yolda gelirken köpeklerle normal insanlarmışçasına konuşuyorum "Bak bana düzgün davran yoksa tavuktan vermem".

Tek derdim yolda gördüğüm çocuklara vermek için çantamda ne taşısam acaba sorusu.

Otobüste bağıra çağıra konuşanlara acayip bir antipatim var.

Ben hep yemek yapsam, hep birileri yese.

Markete gidip alışveriş yapmak çok çılgınca bir şey.

Böyle birçok şey sıralayabilirim aslında buraya. Asıl mesele, bunların sebebi nedir? Niye daha 23 yaşıma yeni girdiğim şu günlerde bu ruh hali içerisindeyim? Niye hayatım böylesine rutine döndü diye sızlanmak yerine, ya da bir şeyler yapmalıyım diye kendime iş bulmuyorum da "böyle de güzel ya, kafan rahat işte" diye emekli amca modunda yaşıyorum?

Hep soru, hep soru zaten. Hiç cevap yok.

8 comments:

Nafile said...

Bir hikaye okudum bugün. Hocalarımdan biri kapısına asmıştı. Sokrates'la bir genç arasında geçen bir hikayeydi. Genç Sokrates'a "erdem"in aktarılabilir bir şey olup olmadığını soruyor. Sokrates da cevabı bilmediğini fakat erdemin tanımı yapılırsa belki sonuca varabileceklerini söyleyerek gence erdemin tanımını yapıp yapamayacağını sorar. Genç kendinden gayet emin, yapabileceğini söyler. Ne var ki erdemin tanımını yapmak için her teşebbüsünde Sokrates türlü sorularla genci yeni tanımlar yapmaya zorlar. Öyle ki sonunda genç kafasının karıştığını söyler. Sokrates bu durur mu, cevabı yapıştırmış. (Bir hikayenin sonu fıkranın sonu gibi anlatılırsa nasıl olur merak etmiştim. Olmuyormuş.) "Öyleyse artık cevabı anlamaya yakınız."

Sorular iyidir. Bazen cevaplardan daha iyidir. :)

Dilek said...

En azından kendi kendine soru sorabilme yetisine sahibim diye düşündüm bunu okurken:)

Nafile said...

:)
Sorularınız çok can yakıcı sorular ama. Çoğu zarar azı karar cinsinden. Çok fazla olduğunda değersiz olduğunuz hissetmeye başlarsınız, aman diyeyim. :) Arada "A benim canım, sen ne tatlı bir şeysin, ver bakayım bi yanak, hımını mımını tımını" diye kendinizi sevdirecek şeyler de sorun. :)

Nafile said...

Şu görmüş geçirmiş insan pozlarıma da hastayım. Öyle cümleler kuruyorum ki sanırsın tecrübelerini genç kuşaklara aktaran orta-ileri yaşlarda biriyim. (Nasıl bir cümle oldu bu be!) Tüh bana yuh bana.

Dilek said...

Olsun, ne demiş büyükler "akıl yaşta değil baştadır" :D

Verdiğiniz tavsiyeler kesinlikle çok doğru, illa görmüş geçirmiş olmaya gerek yok:)

Nafile said...

Varolun, teveccühünüz.
Bu arada, yaş demişken, 23 yaşına yeni girdiğinizi söylemişsiniz. Eğer bu yakınlarda idiyse doğum gününüz kutlu olsun.

Dilek said...

Teşekkür ederim, Aralık'ın başındaydı :)

Nafile said...

Pek de gençmişsiniz, maaşallah. :) (Görücüye gelmiş yaşlı teyzeler gibi oldu. Amma taktım ya bu yaşlılık muhabbetine. Hep sizin yüzünüzden ama. Kedici teyzelerden emekli amcalardan bahsedince böyle oldu. :P)