Tuesday, June 26, 2012

Tarkan, bebeğim, sen başkasın!

Ne dinlersem dinleyim, dönüp dolaşıp bir Queen, bir Zeki Müren, bir de Tarkan dinliyorum işte. Hatta kıt müzik bilgimle iddia ediyorum ki şu şarkı Türkiye'de yapılmış en iyi pop şarkılarından biri. Ama nedense pek kimse ilgi göstermedi, hatta Tarkan kendisi bile! İlk çıktığından itibaren sevdim kendisini. Nasıl "Bir Ben Bir Allah Biliyor" şarkısı son zamanlarda yapılmış en mükemmel tsm-arabesk karışımı şarkı ise bu da en iyi pop şarkılarından biri.



Thursday, June 14, 2012

Bi güzellik yapsana?!

Bazı şeyler olana kadar konuşmak istemiyorum. Ama eğer bu da çıkarsa Deniz'i alıp bir kahve-pasta hane açmayı düşünüyorum. Benim pastacılığım, Deniz'in uzun vadede dahi tutan falları ve Fulya & İpek'in pazarlama taktikleri ile sırtımız yere gelmez.

İmalı şekilde şöyle anlatabilirim:

Şimdiye kadar ömrümde olmadığım kadar melankolik takılıyordum. Belki etrafımdaki insanlar kadar melankoli düşkünü değilim, ama kurtaramıyordum kendimi. Bazı şeyleri o kadar kafama takmıştım ki resmen üzerime yapışmıştı o ruh hali. Şu son haftada, aslında pek etkili olmaması gereken, normal bir insanın aa ne güzel, diyip geçeceği bir olay; benim için dönüm noktası gibi bir şey oldu. Artık o kadar da umutsuz değilim kendimden. Her an her şeyin değişme ihtimali var. Evet, belki de değişebilme olanağım olduğunu görmek beni çok heyecanlandırdı. Çünkü sabit kalmak, ömrümün sonuna kadar ev-iş arasında gidip gelmek beni tanımlayan bir hayat değil.

Kendime kesinlikle internetle yakın ilişkisi olan bir kariyer çizmem gerekiyor. Bunun farkındayım. Bunun yanında beni -şu an olduğum gibi- bir ofise tıkmamalı. Bazen sabaha kadar da çalışabilirim, ama işim olmadığında masayı beklememeliyim oturup.

Bu konuda birkaç projem var. Ama hepsinin üzerinde yüksek lisans'ı ertelememek var. Kariyer hedefimi seçtiğime göre, bölüm seçmem de zor değil. Seçenekler: Gazetecilik, gazetecilik ve medya yönetimi, medya ve iletişim çalışmaları vs.

Bunları her türlü ilgi alanımla karman çorman yapıp, güzel bir şeyler ortaya koyabilirim bence. Sadece biraz cesaret.

Bir bakışmanın insanı buralara getirmesi de ilginç tabi.

Sunday, June 10, 2012

Hımm böyle oluyormuş demek ki?!

Bütün gün başka birini düşünmeyeli baya oluyordu. Bahar'ın dediği gibi umudunu kaybetmemeli insan demek ki. Hayat çok garip bir zaman çizelgesinde ilerliyor ve doktorcuğumun dediği gibi lineer devam etmiyor belli ki.


Friday, June 8, 2012

Bu arada:

Dün gece çok acayip olaylar olmuş; önce deprem olmuş, sonra havada tanımlanamayan bir nesne görülmüş (ki sonrada rusyanın füze çalışması olduğu anlaşılmış), ermenistan-azerbaycan çatışmaya girmiş bense napıyordum? uyuyordum tabi. Donna Noble ile benzerliğim bu kadar olur. Belli mi olur, belki rusya'nın füzesi dediğimiz şey tardis'ti? zaten döne döne de gidiyormuş? Neden olmasın? Eğer öylese beni bul doktor!

Attention please!

Ciddi ciddi evlendiriyoruz fufuyu da be blogcum. Bir cumartesi günüm daha iş ve gezmekle geçicek belli ki. Merak ettiğim nokta, ben 12.30'da işten çıkıcam da, cevizlibağ'dan bakırköy'e nasıl ulaşıcam, ne ara saçım yapılacak (ki basit bir fön dahi benim saçımda yarım saat sürüyor maşallah saç uzamıyor fışkırıyor) tabi saçım nasıl yapılacak? 4'e nasıl yetişicem. Bir erkek okusa şu yazıyı manyak mısın kızım 12.30'dan 4'e kadar beşbin kere hazırlanırsın der. Ben de öyle derim normalde ama saç başa bakan bir tek kuaför var gittiğimiz yerde. Önce gelinin (fufu lan gelin? hala inanamıyorum ben çaktırma) saçını başını yapacak, sonra bize geçecek. sırf ben olsam yarım saatte çıkardım o kuaförden, inşallah sıra gelir bana hemen :D zaten ya dümdüz olacak saçım, ya da dalgalı. Kuaför'de topuzumsu şeyler yaptırılmayacağını nişanda deneyimledim zaten. Holivudvarimsi dağınık topuz isterken klasikten biraz şaşmış türk kuaförü topuzu oldu. benim saçımın şununla hiçbir uzak yakın ilgisi yoktu mesela: 

Neyse artık. Bu sefer daha basit bir şey isteyim ki abartmasın kuaför de. Hayır dalgalı olsun dersem perma ile karşılaşacağım diye korkuyorum açıkçası.

Thursday, June 7, 2012