Monday, January 25, 2016

Pasxalis Terzis ve bana hatırlattıkları

Bu adam bana ananemi hatırlatıyor, elimde değil.


Zaten fantastik olan aile kökenlerimizden biri Yunanistan'a dayanıyor. Ama öyle Yunanistan göçmeniyiz biz tadında değil. Ananemin kız kardeşi hariç tüm ailesi Yunanistan'da ve hiçbiri Türkçe bilmiyor. Ananem vefat ettikten sonra arada dili bilen biri olmadığından telefonla görüşecek kimse de olmamıştı.

Anneannem - 1960'ların başı olsa gerek

Nerden olduysa bir gün annemin kuzenlerinden birinin Facebook'tan teyzemi bulması ile başlıyor olay. Bizim hiçbirinden haberimiz yokken birden onlarca kişi ortaya çıkıyor. Onlarca yıl sonra Gas adında dayım, Sofia adında teyzem, Giota adında kuzenim falan olduğunu öğreniyorum. Senelerce standart bir Türk olarak yetiştirilen insan iken al bak bunlar senin çok yakın akrabaların diye tanıştırılan insanlarla İngilizce anlaşabiliyoruz.

Hayal meyal hatırladığım anılar var annemin dayısının çocuklarıyla İstanbul'a gelmesinden. Ama sonra ananemin yaşlılık & ilgisizlikle Yunancayı unutması üzerine iyice bağlar kopmuştu. Büyük dayının kendisine küçük gelen kravatını, koca göbeğini, adeta dev gibi bir adam oluşunu, top sakalını falan unutmam mümkün değil. Ama bunlar ben 4-5 yaşlarındayken olduğundan Yunanistan'ın ayrı bir ülke olduğundan bile habersizdim ben. Sonraları da pek konusu geçmedi.

Yukardaki şarkıyı söyleyen "Yunanistan'ın Orhan Gencebay'ı" denilen adamın da sesi bir yerlerden tanıdık geliyor. Liseli bir ergen iken dinlerken de aynı hissi yaşamıştım, senelerce aradım bu şarkıyı. Nasıl karşıma çıkmadı bilmem. Ya beraber arabada giderken dinledik, ya bir düğünde çaldırdı. Ya da tamamen içgüdüsel bir şey. Hiçbir fikrim yok.

Bu yıl belki tekrar giderim Yunanistan'a. Aslında pek mükemmel bir yer değil, ama bir şeyler sürekli çağırıyordu beni oralara tüm hayatım boyunca. Gittim, gördüm, etraftakilerin ettiği tek kelimeyi anlamasam da hiç yabancı hissetmedim. Nereli olduğunu hissedemeyen biri için böyle hisler biraz değişik.

(Bahtsız sevgilim de benim yüzümden Yunan şarkıları dinlemek zorunda kalıyor)

Monday, January 11, 2016

Tanıştık :)

Aslında neredeyse 1 ay olacak tanışalı. Hatta "Şubat'ta yeniden gelicem" dediğinde "Ama Şubat'a çok var!" derken Şubat bile gelmiş. Her şey çok güzel geçti, onun hakkında yazacağım hiçbir şey yok. Annesi, anlattıklarından çıkardığım / hayal ettiğim profile birebir uyuyor. Gelelim hazırlanma kısmıma:

Bir önceki hafta 1 saat içinde hazırlanıp gitmemem hayatımda verdiğim en doğru karar olabilir. Çünkü önceden bilmeme rağmen 3 günde anca hazırlandım. 3 farklı kuaföre 3 farklı gün giderek, çorabımı, elbisemi onu bunu hazırlayayım diyerek anca hazırlandım. Ben ki sabah işe 10 dakikada hazırlanıp gelirim, ama böyle bir konuda durum değişiyor. 3 kere oje sürdüm, sürekli bozuldu çünkü. Öyle bir stresliydim ki Viktor Levi'nin kapısından girerken bile hala "neden burdayım??" sorusunu kendime soruyodum. Birisi dokunsa, çarpsa yanlışlıkla bacaklarımın kontrolünü kaybedebilir, yere düşebilirdim. Öyle bir heyecan!

Ama güzeldi :)