Monday, June 23, 2014

Bir kilo verme şeysi

Hala verilecek 10 kilom var, buralara kadar da bir yerlerimi yırtarak gelebildim. Şu sıralar isyan etme dönemimdeyim. Babane gibi bir sürü ilaç iç, deli gibi her yere yürü her an hareket et sırf daha fazla enerji harcayım diye, doktor alerji nedeniyle "çikolata, cips, kola, baharatlı ve yağlı şeyler yeme bir süre" dediğinde iç sesin "cips neydi? çikolata neydi ki?" diye sormuş olsun, her akşam eve gidip yağsız tuzsuz yemekler hazırla. Aman bol su iç, vücut ödem yapmasın, aman ara öğün yap şekerin düşmesin, şekerli şeyleri ağzına sürme şekerin çıkmasın. 

Buna rağmen haftada 400 gr ver zar zor.

Bazen bu kadar dikkat edemiyordum doğru. Özellikle de Anıl'la görüştüğümüz günlerde. Bazen deliriyorum, sapıtıyorum, evet doğru. Ama hep kontrollü biçimde.

Kontrolden sıkılmışken daha beter kontrol altına alıyorum kendimi. Hele de Anıl görmediğim 1,5 hafta içerisinde 1 hafta daha görmesem tanımam için yakasına karanfil takması gerekecek hale gelince! Erkeklerin metabolizmasına sinir oluyorum zaten, o kesin. O yüzden onun yöntemini uyguluyorum bundan sonra. Daha az yemek, daha fazla hareket. Doğal olmayan hiçbir şey yemiyorum. İşten eve evden de işe yürüyorum. Yani normalde çıkışlarda yürüyordum eve, artık sabah da erken çıkıp yürücem işe. Burda kahvaltı ederim. Akşamdan sandviç hazırlarım kendime mükemmel light peynirim ile. Bu kadar. 

Sunday, June 8, 2014

Çok seviyorum!

Acayip seviyorum, öyle böyle değil. Benim gibi -kabul edelim- biraz soğuk insanı bile nasıl olup da sevgi dolu bir insana dönüştürdüğünü merak ediyorum bazen.

Daha bir gün önce tüm günü nerdeyse geçirsem de birlikte, ertesi gün uyandığımda da yanımda olsun istiyorum. "E hani ben yine özledim, görüşünce de mi geçmiyor özlemek?" diyorum. Hoş iki günü beraber geçirsek de gittiği anda aynı şeyi düşünüyorum yine ben.

Normalde kendimden dahi sıkılırım ben. Bu sefer de şu ruh halimi bozan herhangi bir şey, kişi, olay, durum, hal olursa amazon kadını gibi saldırmaya hazırım.

Endorfin iğnesi yapılmış gibiyim. Sebepsiz yere mutluluk doluyum. Düşün bu ara depresyona girecek derecede işten sıkıldım. Kaçacak yer arıyorum resmen. Ama yine de mutluluk doluyum işte. Hem de hayatımda sırıtmadığım gibi sırıtacak kadar.


- Bu sefer fotoğraf çekicem İpek, söyle Busem'e :D
+ Kuduruyor burda çekilin diye, fenalık geldi yahu! ne artistsiniz! Bu ne kapris?!
- Çok kaprisliyizdir 8-)
+ Bilseydik size özel fotoğrafçı tutardık :D
---------------

Eve dönecekken "neden gün bitti ki, bitmesin dursun burda. Kowalsky'nin yaptığı zaman durdurma makinesini getirin bana!" diyecek kadar özlüyorum. Anlayamazsınız :(







not: beni bilen nasıl bir Özge Borak hayranı olduğumu bilir. eyvah eyvah filmlerini sırf sapık gibi kendisini izlemek için izlemişimdir. Youtube'u açar sapık adamlar gibi oynamasını izlerim.
heh işte, dün anıl bana ona benziyorsun dedi. benim için nasıl bir iltifat olduğunun farkında değil :) "o kadını ben çok beğeniyorum, sen de ona benziyorsun" dedi. neden bayılan stv spikeri gibi tepki verdiğimi hiç anlayamadı tabi :D

Friday, June 6, 2014

Sinir krizi eşiğine getirten cuma günü

TGIF! diyerek rahatlamam gerekirken gereksiz bir stresle dolmuştum ki sorunumun uykusuzluk olduğunu fark ettim. Eve gelip tam 6 saat uyudum. O yüzden de şu an gecenin 2'sine oturdum blog yazıyorum.

Tatile ihtiyacım var. Hem de acil bir biçimde. O yüzden her ne kadar ortada henüz kesinleşmemiş bir Fethiye planı olsa da, acilinden Çınarcık'a gitmem lazım. Hem de kimse olmaksızın gidip Cemos'ta güneşlenmem gerek. Tabi bu arada Çınarcık'tan yazlık alma planının gerçekleştirildiğini de ekleyeyim. O yüzden gitmek konusunda daha rahatım.

Yalnız sorun şu ki, sevgilimi özlüyorum! Gören zanneder ki ayrı şehirlerde oturuyoruz ama İstanbul'da farklı yakalarda oturup, bir de üzerine çalışıyor olmak görüşememek için yeterli. Neyse ki haftasonu diye bir şey icat etmişler. Ancak bir ilişkinin sıradanlaşma ya da ne diyeyim normalleşme süreci beni çok geriyor. Çünkü ben daha aile içi ilişkilerde normalleşememiş bir insanım. Neden ben her şeye karşı bu kadar hevesli ve heyecan doluyum? Herkes böyle olsa belki mutlu olurdum ama benim heyecanlandığım şeylere insanlar normal gözüyle bakınca garipsiyorum kendimi.

Bir tek İpek'le bu konuda anlaşıyoruz. O yüzden de ikizler gibi birbirimizin cümlesini tamamlayacak kadar ileri gidebiliyoruz zaten. Sık sık yeni kıyafetler almamıza rağmen hala yeni bir şey alınca bir sürelik "kıymetlimiss" olarak davranıyoruz o eşyaya mesela. Fiyatı hiç önemli değil. 1 tl'ye aldığımız küpe bile olabiliyor bu.


İşyerinde bir şeyleri halletmek, bitirmek istiyorum ama tatil ihtiyacı o kadar ağır basıyor ki "fuck this i'm out!" diyerek kaçmak istiyorum. Aslında ramazan öncesinde bir izin alıp gidebilirim çınarcık'a. Bayılcam çünkü sıkıntıdan yoksa. Daha önümde hazırlanmam ve organize etmem gereken bir fuar, tamamlanacak bir web sitesi, bastırılması gereken kataloglar ve gereksiz milyon tane çeviri var. Bir de dergiler. Bir de o dergilerin aşırı ısrarcı ve agresif reklam satış sorumluları. -Biri bunlara agresif satışın tek seferlik işe yaradığını anlatmalı, az kaldı Z. Bey çalışmayalım şunlarla çok bunaltıyorlar diyeceğim.

İşimi çok seviyorum ama bu ara her akşam ofisten çıktığım anda sapık gibi koşarak uzaklaşma hissim var. Çünkü sıkıldım.

Sebebini anlamadığım ama tatilsizliğe bağladığım bir depresif hal mevcut üzerimde. Nasıl kurtulurum bundan bilinmez. Belki yarın Anıl'ın başını da bu konuda şişirirsem psikolojik yardım almış sayılırım.