Tuesday, September 28, 2010

Mini mini çizkekler




Bu cheesecake'ler bana ait değil, google'da buldum. Benimkilerin fotoğrafı yarın gelecek şekerim:)








Bebeğim, ben yaptım diye söylemiyorum ama, sanırsam mini cheesecake denemem başarı ile sonuçlandı. Bunu nereden çıkarıyorsun kuzum der isen de, cheesecake'e deli gibi aşık olmayan annem; daha sıcakken iki tanesini hüpletiverdi. Ahmet ise "ağzımda tadı kalsın diye yutmuyorum" dedi. Çocukların bu dürüst ötesi geribildirimlerine bayılıyorum. Sevmedikleri zaman da tam olarak neyi sevmediklerini söyleyebiliyorlar. Mesela "bunun kokusunu sevmedim parfüm gibi kokuyor" gibi bir şey dediğinde aromanın fazla kaçtığını anlatabiliyorlar. Anlayana tabi :D


Şimdi ben bu mini mini kırmızı kağıtlı cheesecakelerimi buzdolabında sabaha kadar bekletip üzerlerini böğürtlen reçeli ile süsleyeceğim. Sonra da fotoğrafını çekip koyarım buraya.
Ancak önemli bir sorunum var benim. Silikon muffin kalıplarım var ancak bazen işe yaramıyorlar. Ucuz bile olsa teflondan almayı düşünüyorum. Sonuçta kağıtla birlikte kullanacağım. Bakalım bir piyasa araştırması yapayım da, duruma göre değerlendirme yapacağız şekerim.

Benim cheesecakelerim de bu üsttekilere benzediler. Ama benimkiler newyorker tarzı, yani fırında pişmiş. Bunlarsa fırınlanmayan cheesecakelerdenmiş gibi görünüyorlar. Neyse benimkini de yarın görürsünüz artık :)

4 comments:

Nafile said...

Efendim öncelikle ellerinize sağlık diyeyim. Lakin benden size acizane bir öneri (ne haddimeyse artık) böyle on parmağında on marifet biri olduğunuzu fazla duyurmayın bence. İyi yemek yapıyorsanız iş hayatında başarılı olduğunuzu çaktırmayın mesela - gavurların lafıynan vice versa. Yoksa talipler korkar, evde kalırsınız alimallah! Hatta bence siz sadece güzelliğinize vurgu yapın, en doğrusu bu.

Dilek said...

Teşekkür ederim:) Benden korktuğu kadar korktu insanlar zaten, hem de korkutacak bir yanım olmamasına rağmen. İsteyen böyle kabul etsin diyor, tekrar teşekkür ediyorum :D

Nafile said...

"İsteyen beni böyle kabul etsin." Bu cümleyi bir yerlerden hatırlıyorum sanki. Nereden, nereden, nereden? Ha, doğru ya ben de pek sık kullanıyordum. Sonra fark ettim ki suje ben olunca olduğu gibi kabul edilmek ancak develer hendek atladıktan sonra mümkün olacak. Lakin bunu fark ettiğimde iş işten geçmişti zira ben kabul edilebilecek biri olamayacak kadar kartlaşmıştım. Ah ah, olduğu gibi kabul edilme ihtimali olmak ne güzel. :)
Sevgiler...

Dilek said...

Pek değişme ihtimalim yok, sahip olduğum özellikleri saklamanın da anlamı yok. Çünkü nasılsa eninde sonunda öğrenecekler:) Bence kabul edebilenler olmasa da, olduğu gibi kabul etmeye "uğraşanlar" hala var dünyada :)