Wednesday, September 30, 2015

Day 3

Naber?

3. gün de sakin sakin geçiyor. Geçtiğimiz 2 gün yaptığım spor nedeniyle kollarım saçma ötesi biçimde ağrıyor.

3. gün bitmemişken bile bazı değişiklikler gözlemleyebiliyorum. Bugün gaza gelip yemeğim ofise ulaşana kadar parka gidip yürüdüm. Bu azmi de ancak Anıl tetikleyebilirdi zaten.

Bu akşam artık strength training yok. Şıpır şıpır yüzücem.

Az daha popomun üstünde oturup çalışayım bari. (buraya esneyen smiley gelsin)

Sunday, September 27, 2015

28.09.2015

Lanet olası İstanbul trafiği yüzünden sabah spora gidemedim. 7.45'te evden çıkıp 9'da anca iş yerinde olabildim.

Artık akşama kısmet -_-

Friday, September 25, 2015

.fuck

Yaz aylarında hayvan gibi kilo alan insan oldum. Bir yaz boyunca yiyip şişkolayan Andy gibi.

Bu işe bir dur demenin zamanı geldi derken - tabi ki bunu Anıl'la konuşuyordum. Durup döndü ve eğer doğumgünüme kadar 10 kilo verirsem (ki bu da zaten hedefime ulaşmak demek oluyor) h&m'den sınırsız alışveriş hakkım olduğunu söyledi.

Fakat veremezsem de kontrolü ele alacağını bildirdi kendisi. Başkası olsa sallamaz da insan adam asker disiplinine sahip.

Ben de bunun üzerine kendime extreme bir plan hazırladım. Diyet olarak diyetisyenimin verdiği listeyi birebir uygulayacağım. Gerekirse her öğle yemeğini işyerinde yiyeceğim. Hatta azcık erken yiyip o arada bile çıkıp yürüyebilirim parkta. - sonuçta ofis tam parkın yanında, yürümemem salaklık.

Spora ise hem sabah hem akşam gideceğim. Sabah 7.30'da evden çıkıp 8'de salona gitmiş ve yürüyüşe başlamış olurum. Yarım saat yürüme yeter başlangıç için. Akşam da verdikleri programa göre hareket ederim.

Yapacak başka bir şey yok. Bu hedefe ulaşılacak.

Thursday, September 17, 2015

Garip garip şeyler vol. 4557

Pazartesi günü bu yıllık son defa rahat rahat Anıl'daydım. Beşbin senedir saçlarımın farkında olan adam aslında sarı olduğumu dün akşam fark etti. Sarı da değilim aslında benim standartlarıma göre ancak kendisi simsiyah saçlı olduğundan beni sarı diye nitelendirebiliyor.

Son üç yüz senedir saçımı boyadığım için ben dahil herkes saç rengimi unutmuş. Fulya "sen ne zaman saçını boyayacaksın çok sarı oldun!" dedi mesela. Tamam bi ombre gerçeği var ama geri kalan kısmı benim saçım. Bundan sonra da saç boyamayı düşünmüyorum. Beyazlayana kadar böyle artık.

Siyah saç çok güzel değil mi ama ya? Beyaz ten siyah saç ikilisine bayılan bir ben mi varım?

Anneme çekseydi dediğim bir sürü şey varken sadece burnumuzun benzemesi de efsane tabi. Çocukken en çok da simsiyah saçlarına özenirdim. Kendimi kabul edebilmem ise 25 yaşımı geçti, o ayrı.

--

Bu tatilinde ısrarlara dayanamayıp annesi ve babasına beni ifşa eden bir sevgilim var. Hadi tamam ifşa demeyelim, anlatmış işte. Ben niye bunu duyunca strese girdim, büyük bir soru işareti. Böyle şeyleri çok takmıyorum zannederdim, hakkımda kimin ne düşündüğüne "normal şartlarda" takılmam çünkü. Ama böyle olunca acayip büyütüyormuşum! Ya beğenmedilerse, ya çirkin buldularsa, "tipe bak hala istediğin kadar zayıflayamadın" gibi endişelerim var. Evet. Bu tarafım çok sığ olabiliyor.

Ben de bu fazla heyecan ve enerjiyi atabilmek için spora yazıldım. Haftada 5 gün deli gibi çalışarak enerjimi atıyorum.

Hadi bye.