Wednesday, August 18, 2010

Babanemin Supangle'si Gibi!

Çeviri bitti, evet. Ama son bir dakikası gelmemekte ısrar edip beni bekletiyor. Ben de o arada ekşide "dr. oetker" başlığını okuyordum. Herkes supangle yapan babaanne mi olur demiş. Kötü oldum, "benimki yapıyodu ama ya!" demek istedim ağlaya ağlaya. Yapıyordu yahu, hatta alakasız 4637329 çeşit tatlı da yapıyordu. 70 yaşında olmasına rağmen sabah tv'de hangi tarifi verseler onu deniyordu defalarca, mükemmeli bulana kadar. Ben de ona benzemişim işte, ailedeki tek bir insan evladı bile bu durumu sorgulamıyor. Herkes benim küçük Halimaanım (bu vurguyu da severim he, Kadriyaanım, Semaaanım) olduğum konusunda hemfikir, ben de bundan çok ama çok memnunum. Evet biraz sinirli, sabırsız ve maymun iştahlı olabiliriz. Biraz da insanlar soğuk bulabilir bizi, şaka yaptığımızı anlamayabilirler, büyükadayı çok seviyor olabiliriz, en sevdiğimiz şey denizden korktuğumuz halde vapura binmek olabilir, yani korktuğumuz şeylerden kaçmak yerine mal gibi üstüne gidiyor olabiliriz, etraftan titiz gözüksek bile içimizde eaah koy gtüne diye yaşamaya çalışabiliriz, ya da kimseyi takmam hıh diye özgür modda takılıp, birinin şahsımızla ilgili yaptığı ufa bir eleştiri ya da göz süzmeye günlerce takılabiliriz, ama biz böyleyiz şekerim. Hayatımın başlangıcı hariç, ergenlikten sonraki tüm evreleri Halimaanımınki ile bire bir örtüşüyor. Böyle giderse onun gibi 30 yaşında da evlenirim ben. Hem de kendimden genç biri ile. Uuuu beybi! Bunları anlattığımda hiç kimse inanmıyor, ama klasik bir babane gibi görünüp aslında 30 yaşında evlenmiş, o yaşına kadar çalışıp gezip tozmuş, sonrasında da gezmekten kendini çekmemiş bir babanem vardı. Özledim, sen de anladın di mi?

No comments: