Sunday, August 22, 2010

Gaçhayım!

Bak yine aynı şey oluyor bana. Önemli bir şeyin vakti yaklaştıkça gelen kaçma isteği. Babamdan bir şey için izin almak istediğimde de böyle olurdu eskiden. Sırf o stresi yaşamamak adına, istediğim yere gitmemeyi tercih ederdim. Şimdi de iş görüşmesi stresini yaşamamak için, çeviriye devam etmeyi tercih edecek duruma geldim diyebilirim. Beynim bu işin hiç de bir şeye benzemediğini bana kabul ettirmeye çalışıyor, ama diğer tarafı yenebileceğini sanmıyorum. Hem daha görmediğin, bilmediğin iş hakkında nasıl yargıya varabilirsin ki? He benim beynimin %25'lik korkak kısmı? Bana bunu açıklayabilir misin? Beğenmezsen, kabul etmezsin işi ne olacak. Seni kabul etmezlerse de etmesinler ne yapalım. Ofiste çevirmenliğe başlarsın sen de hiç olmadı. Hatta öğretmenlik bile yapabilirsin. Aslında öğretmenlik kısmı şaibeli, şimdi o parayı verseler giderim dediğin parayı öğretmenlik için verdiklerinde burun kıvırmıştın. Tabi sebebi öğretmenliğin seni cezbetmemesiydi o doğru. Neyse şekerim, sen yarın git bu görüşmeye, beğenmezsen salla gitsin. Yeni bir yer görmüş olursun en azından. Bu kadar neden stres yaptın ben anlamadım ki? Gören de seni deneyimsiz bişe sanacak. Haydi, dön de çevirini bitir. Sonra da CV'ne son kez göz at bakayım.

2 comments:

Nafile said...

Öyle ya da böyle, mülakatın nasıl geçtiğinden haberdar etmezseniz üzülürüz. (Biz ailecek sizi severek takip ediyoruz.)

Dilek said...

Çok teşekkür ederim:)Hemen onu da yazıyorum şimdi.