Thursday, October 24, 2013

London is really calling this time!

Hayatımın en doğru çılgınlığını yapıyorum sanırım.

Sonbaharın ortasında, sadece Doctor Who'nun 50. yılı kutlamalarına katılmak ve filmi sinemada izlemek için 4 günlüğüne Londra'ya gidiyorum. Tabi vize alabilirsem.

Hala o kadar masalsı geliyor ki. Bir de üzerine Londra'nın en "İngiliz" caddelerinden birinde apartman dairesi tuttuk. Evin olduğu sokağa sapık gibi Google Maps'ten girip bakıyorum durmadan. 4 günlüğüne de olsa evim olacak Londra'da. Benden mutlusu olabilir mi?

Filmi sinemada izleyeceğiz. Ama sonrasında çeşitli İngiliz ıvır zıvırı alıp (mesela custard, jelly babies!) BBC'ye geçip çayımızı içerken izleme planlarımız da var. Yıllardır özendiğim şey.

Matt Smith'le fotoğraf çektiricez! Daha ne diyebilirim ki. Adamlar organizasyonun dibine vurup "Herkes fotoğraf çekilmek istiyor, o zaman 5 pound alıp hem sıraya koyalım bunları hem de fotoğraflarını çekelim" demişler. Ayy adamı nerde yakalarım derdi yok.

Çok müze gezeceğimi sanmam bu sefer. Evet bu sefer, çünkü daha defalarca gideceğime eminim. Bu sefer biraz Londra'da yaşamak nasılmış, onu anlamak istiyorum. Publar, restoranlar, parklar derken ağzım kulaklarımda olur zaten.