Monday, July 12, 2010

Nevermore

Önnot: Başlığa Dingilizce şeyler yazmaktan hoşlanmıyorum ama Türkçe'den çok onunla haşır neşir olmaktan mütevellit aklıma ilk Dingilizce bir kelime geliyor. Neyse.

Acaba sana söyleyecek bir şarkı bulamamama sevinmeli miyim, yoksa hala sana söyleyecek şarkı aradığım için üzülmeli ve kendime kızmalı mıyım? İnan ki bilmiyorum. Artık çok farklı şarkılar da dinlemediğimi farkettim ayrıca. Müzik ruhun gıdası-ymış. Bilmem, belki de öyledir. Belki de gıdasız kalıyorum bu sıralar. Bu yüzdendir normal gıdalara yönelişim.

Düşündüm de, seni artık eskisi kadar düşünmüyorum. Dersen ki, o zaman neden bunları yazıyorsun; şimdi aklıma geldi o yüzden yazıyorum. Dedim ya, eskisi kadar düşünmüyorum sadece. Galiba bazı şeyleri çözdüm ve kabullendim. Uzunca bir zaman kabullenemedim neden böyle olduğunu, daha doğrusu "neden"leri. Sonra anladım "çünkü..." ile başlayan açıklamalar getirilmiyor çoğu şeye.

"Bölümdeki çoğu insandan edebiyatı daha iyi anlamama rağmen, NEDEN sınıfın en düz insanları birinci olabiliyor ya da başarılı olabiliyor?" Çünkü... Çünküsü yok işte. Kocaman bir boşluk.

Aynı seninle olan durum da bu. "Benden iyisini asla bulamayacak" diyemem, bulursun çünkü. Bana göre iyi olan sana göre kötüdür belki. Ondan anlaşamamışızdır. Benim burun kıvıracağım birine sen delicesine aşık olabilirsin. O yüzden "NEDEN anlaşamadık" demiyorum.

Sakince bunları yazarken, içimden bilinçsizce yükselen öfke çınlamalarını da bastırmaya çalışıyorum. İnkar edemem. "Bunu yazıyorsun da, eskaza okusa anlayacak mı sanki!" diyor içimdeki boşluk, ben de ona "Anlaması mı gerekir?" diyorum. Benim söylediğim doğru, boşluk her zamanki gibi yanılıyor.

Eskisi kadar düşünmüyorum dedim ya, işte sebebi bu. İçimdeki boşluğu susturmayı öğrendim. Artık dediklerimi dinliyor. Dinlemediği zamanlarda, önüme sunduğu binlerce "NEDEN"li soruya cevap aramaya çalışıyordum. Bu yüzden düşünüyordum seni. Şimdi ise yapabileceğimiz ama yapmadığımız şeylerle karşılaştığımda hatırlıyorum seni. Şimdi olduğu gibi, öfkemi kontrol etmek için, böyle şeylere başvuruyorum.

No comments: