Wednesday, March 7, 2012

The Muppets!


Doğrudan konuya dalıyorum, ben bu filme bayıldııım!

Ayrımcılık yapmış olabilir, önyargıyla yaklaşmış olabilirim - ama pozitif açıdan. Çünkü kendimi bildim bilesi izlerdim Muppets'ı. Bana hep akşamüstlerini, özellikle de cumartesi günleri annem, babanem, dedem ve kardeşimle oturup izlediğimiz anları hatırlatır. O yüzden ayrı severim kendisini. Aynı çay tabağına petibör bisküvi koyup üzerine yavaş yavaş çay döküp adeta bebek maması yapmayı sevdiğim gibi. :D

Ama gerçekten güzeldi film! Başta biraz yavaş gitse de, daha doğrusu durgun ve hüzümlü olsa da, o kısım da gerekliydi.

Türkçe seslendirme pek beğenilmemiş internette okuduğum yorumlara göre ama ben onu da beğendim. Eğer çok fena yanılmıyorsam zaten Türkçe seslendirmesi buna çok yakındı. Özellikle Miss Piggy'nin seslendirmesi beğenilmemiş ama özellikle onun sesinin, benim 5 yaşında izlediğim bölümlerdeki ses olduğunu düşünüyorum - ya da çok yakın o sese. Zaten Miss Piggy bana hep Huysuz Virjin'i hatırlatırdı o zamanlar (evet Huysuz Virjin'le büyüyen bir çocuktum, kimse aman izleme demedi, sapık falan da olmadım, demek alakası yokmuş pek). Neyse işte, çok sıpoylır vermek istemiyorum bu film hakkında ama şunu yazmadan edemeyeceğim:

---sıpoylır, attention please---
Son sahnede beni çok hazırlıksız yakaladılar. 'Artık kimse bizi izlemiyor, neyse artık'a o kadar çok alıştırdılar ki 10 dakika içerisinde, tiyatrodan çıktıkları anda birkaç kameraman olacak diye bekledim anca ben. Tüm caddenin baştan sona, festival gibi olmasını beklememiştim. Bunun tamamen yönetmenin becerisi olduğu belli. O sahneyi öyle güzel vermiş ki, etkilenmeden edemiyor insan. Bir yandan kendi kendime diyorum "Dilek saçmalama, kukla lan onlar gerçek değil, gerçek olsalar bile olanlar gerçek değil!" ama bu "Welcome back muppets!" - "Animal Rocks!" pankartlarını görünce kendimi tutmama yetmedi. Eğer biraz daha cesur olsaydım, film tamamen bittiği anda "mına mına!" diye bağırırdım salonun ortasında :D

Öncesinde ise Walter'ın insan versiyonunun Jim Parsons olması, Miss Piggy'nin asistanının ise The Devil Wears Prada'da Miranda Priestley'in asistanı olan Emily Blunt olması, Jack Black'in ise sırf filmde var olması beni kalbimin çeşitli yerlerinden vurdu diyebilirim.

---sıpoylır, attention please---

No comments: