Tuesday, March 27, 2012

Dig in the dancing queen!!!

Bugün aslında dün ofiste bunalıp okuduğum Oscar Wilde oyunu hakkında yazacaktım. Ama üstüne biraz daha okurum diye vazgeçtim. Zaten Dancing Queen'i dinleyince içimden onu yazmak geldi.

Mamma Mia filmi çıktığında deli oldum çünkü tam bir Meryl Streep hayranı diyebilirim kendime. Ancak birçok arkadaşım filmin çok kötü olduğunu söyleyince, izlemesem mi demiştim. Sonra bir gün can sıkıntısı, merak ve mutlu olma ihtiyacı nedeniyle oturup izledim.

Halt etmiş güzel değil diyenler.

Tamam Pierce Brosnan adeta Yunan Adalarının kütüğü olarak oynamış filmde, ama olsun, Streep var :)

Benim için iki önemli noktası vardı filmin. Biri Donna depresif depresif makyaj masasında otururken/söylenirken arkadaşlarının Dancing Queen'i söylemeye başladıkları yer. Bu sahneyi sanki yaşamışım/yaşayacağım gibi hissediyorum. Bundaki en önemli sebep bu üçlünün bana hiç yabancı olmaması.
- donna, bizzat ben. yay burcu olduğuna eminim bak. hangi manyak yunan adalarına kaçıp yaşar ki? zamanında 3 tane sevgilisi olmuş, hala oraya takılmış kalmış. sonunda her şeyi yaparım ben diye otel açmış takılıyor.
- rosie, kesinlikle dino. kısa saçları, özgürlüğü, istediğini elde etmesi.
- tanya, al sana fufu. süslü, zengin, çekici.


Biz de yaşlanınca böyle olacağız gibi geldiğinden bana çok hoşuma gidiyor bu sahne. Çok da kötü olmadığımızı gösteriyor yani :)

He bir de bizim de bu kadar deli olduğumuz :)



İkinci sahne ise, Donna'nın Sam (Pierce amcamız yani)'le adanın tepesindeki kiliseye tırmanırken içini dökmesi. Tabi "The winner takes it all" şarkısı aracılığı ile. Evet belki kadının sesi mükemmel değil, ama o sırada boynundaki şalı elinde döndürüp ne yapacağını bilememesi, kızsam bağırsam buna hakkım yok ama kızgınım işte tavrı, elinin ayağının dolaşması o kadar güzel anlatılmış ki, bir kez daha Donna'cım kesin yaysın bebeğim diyorum.



Not: burçlara düşkün değilim ama böyle arada takılıyorum işte.

No comments: