Thursday, March 15, 2012

Antep Çıkartması

Madem başladım yazmaya, devam edeyim bari.

Malum 10-11 Mart 2012'de Antep'teydik. Amaç: sadece yemek yemek. Dediğimizi de yaptık, durmadan yemek yedik.

Önce Yemen Kahvecisine gittik. Ben şurada Yemen Kahvecisi hakkında okuyup bir ihtimal Cevdet Akınal'la tanışırız diye otelden çıkar çıkmaz gittim ama maalesef yaklaşık bir sene önce rahmetli olmuş. Ama işi devralan oğlu da bütün gelenekleri sürdürüyor :) Önce kahveden tattık, sonra ikram ettikleri şekerleri yedik. Ve kendilerinden bize iyi bir kuruyemiş-baharatçı önermelerini rica ettik.

Hemen karşılarında kalan Almacı pazarında, Güllüoğlu'nun yanında kalıyordu sanırım, baharatçıya gittik. Anaaaam! orada kendimizi kaybettik diyebilirim. Bütün Antep gibi onlar da ikrama bayılıyor :) Fıstıklı muskalarından, peynirlerinden, fıstıklarından, daha doğrusu ne ikram ettilerse hepsinden yedik. Oradan aldıklarım:

- acı & tatlı salça
- isot
- ipek kırmızı biber (çekirdeksiz kurutulup çekilen yağsız ve mideye dokunmayan kırmızı biber)
- kuru biber & patlıcan
- fıstıklı muska
- antep fıstığı tabi ki!
- kaçak çay :)
- sumak
- antep fıstığı ezmesi

Daha tulum peyniri de alacaktım ama Eyüp Bey Mayıs ayında sipariş vermemiz konusunda ısrar etti :)

Oradan çıkıp açlar olarak İmam Çağdaş'a koştuk. Ben önce konuşmayım, fotoğraflar konuşsun...





birer lahmacun söyledik önce, salatalarımız ve acılı ezmemiz geldi. Ortaya soğan kebabı, altı ezmeli kebap ve simit kebabı söyledik ki hepsinden tadabilelim. Ömrümde böyle güzel kebap bir de Yunanistan'da yemiştim :) Ardından da tatlı tabaklarımız geldi. Hımm yiyemem bu kadar ya diye tatlı tabağına burun kıvırdım başta (tatlı hele de baklava pek sevmem de) ama resmen yuttum, çünkü bu dünya üzerinde yapılan en güzel tatlıların tek tabağa toplanmış haliydiler ^^

İmam Çağdaş'ın ardından taksiye atlayıp otele gidecektik ama taksici Uğurlu Otel'i Uğur plaza sanınca yolumuz biraz uzadı :) Neyse otele geldik biraz oturduk ama ı-ıh, çıktık dolaşmaya. Her yerde Antep'in hamamları çalıyordu ama bizde hamamlık hal yoktu :) Şehri biraz gezmekle yetindik sadece.



Öyle bir uyumuşum ki gece, hiç bir şey uyandıramadı beni! Sabah kalktık, Fufu rahatsız olduğu için otelde bırakmak zorunda kaldık onu :/ Deniz, İpek ve ben çıkıp beyran içilecek yer aradık. Bulduk da :) Sakıp Usta'da süper bir beyran içtik kahvaltı niyetine. Orada bizimle ilgilenen beyefendi de ikramını eksik etmedi ve kelle eti getirdi :/ Bu da sadece Deniz'e yaradı, çünkü yeme imkanım yoktu. Denemedim değil, denedim ama yiyemedim. Beyranımızın ardından harika bir çay ve safranlı irmik helvası ikramımız da vardı :)




Sakıp Usta'dan çıkıp Bey mahallesini gezdik. Kurtuluş Cami'ni gördük. Ve Katmerci Murat'a ulaştık. Birer katmer söyledik. Fazla geldi beyranın ardından :) paket yaptırıp getirdik katmerlerimizi akşam yemeğinde istanbul'da yedik :D

Önce otele döndük, eşyalarımızı emanet ettik ve yeniden gezmeye başladık. Önce kaleyi gezdik - ki muhteşem bir şekilde Gaziantep savunmasını anlatan panaromik müzeye dönüştürülmüş (sadece 1 tl girişi). Oradan çıkıp biraz daha para harcadık! Yemeni aldım. Bakır fincan takımı aldım. Hediyelik tarak-ayna aldım (teyzemlere). Maaşımı bir günde harcama rekoru elimde yani!

Niye uğraşıyorsam artık böyle! Daha kabul etmiyor fotoğrafları blogger :D En iyisi toptan şuraya davet edeyim ben: http://on.fb.me/z6x8se

No comments: