Monday, March 29, 2010

Bilinç akışı ve yolculuk üzerine

Şimdi bu bilinç akışı denen şey beynin işleyişini kendine örnek alarak cümleler, hikayeler ve eserler yazma sistemi değil mi? Peki benim yazdıklarım da aklımdan geçenler, hem de tam anlamıyla. Ama neden benimkiler bilinç akışı olmuyor. Yani bir insanın aklından geçenlerin bilinç akışı adı altında kağıda döküldüğünde kabul görebilmesi için çok komplike cümleler mi kullanması gerek. Benim kullandıklarım çok basit olabiliyor çoğu zaman. Bazen İngilizce, Fransızca deyimler içeriyor, bence yeterli derecede entel. Ama sadece böyle yazarken. Aklından sürekli "are you nuts?" geçen biri pek zeki değildir bence ya.

Neyse işte. Bence bu Virginia Woolf, Katherine Mansfield, hele de James Joyce, hiç öyle bilinç akışı falan yazmamışlar. Baya baya kasmışlar, zorlamışlar, 45382 satır süren cümleler kurmuşlar. Sırf konudan konuya atlıyor ve biz de anlayamıyoruz diye bilinç akışı olmuş o. Yahu ben çok ciddi bir şeyden bahsederken, örneğin sevgilimle ayrılık konuşması yaparken örneğin, aklıma acaba burda kalkıp oynasam şimdi ne salak olur değil mi? sorusu gelebiliyor. Hatta benim aklıma gelenler genellikle böyle absürd şeyler. Çok mu post modernim lan? (Bir de ben kendime çok lan diyorum, bu yazarlar hiç kendilerine öyle demiyorlar, çok kibarlar)

-------------------(farklı konuya geçtiğimi sanıyorum, çok entelim ya, siz de çok salaksınız, başka bişe anlattığımı anlamayacaksınız)

Bugün 9üd denen harika ötesi otobüse bindim. Türkçesi mükemmele yakın yaşlı bir amca, bir kadınla türklük, tarih marih konuşuyordu. İddiasına göre Türklere kim kötülük yaptıysa Allah cezalarını vermiş. Sonra bir ara savaştan falan bahsetti.

Başım aşırı ağrıyordu, 10 dakikalık yolculuğumun 9 dakikasında bön bön, hiçbir şey duymadan ve görmeden bakmışımdır. Ama o 1 dakika boyunca bunu duydum. Adama dönüp "Amca kimseyi koruyan bir şey yok. Öyle yaşayıp gidiyoruz işte." dediğimde ani bir tezahür anı yaşayıp (Tezahür doğru mu bilmem, epiphany yazdım sözlüğe bu çıktı), telaşa kapılacağını düşündüm. Sonra tekrar düşündüm "Hadi len ordan kafir" derdi en fazla.

Sonra belki dedem de yaşasa böyle düşünürdü, çok pis kavga ederdik, dedim. Ama sonra kendimi inandırdım "dedem hiçbir zaman türklüğü savunmadı ki" diye. Allah kahretsin lan hatırlamıyorum ki ben çok fazla ne düşündüğünü. Daha doğrusu çok yüzeysel olarak biliyorum. Koskoca adam lise 1'e giden velede dünya görüşünü mü açıklayacaktı sanki?

Neyse çok fena dolmuşum ben bugün be, hadi mucuks.

No comments: