Tuesday, March 9, 2010

İki-yüzlü bir gün

İki yüzlü olması, gün içindeki insanlardan değil, bizzat benim sabah başka akşam başka ruh halinde olmamla ilgili bir durum.

Sabah 7:30'da uyanmıştım, kahvaltımı yapmış, işimin başına geçmiştim. Sonra hazırlandım 1 gibi, sinemaya gitmek için.

Evde duran ve "bu bana olmaz lan" dediğim kot pantolonu dememem için kızkardeşim ısrar etti. "Olmaz be bu" diye ben konuşurken birden oldu pantolon, beni utandırdı. Çok da sevindim, hatta ömründe hiç pantolonu olmamış biri kadar sevindim. Sonra aynanın karşısında süslendim, yüzümde neden çıktığı hala belli olmayan kızarıklıkları kapattım. Son anda saçlarımı açmaya karar verdim. 24 saattir lastik tokayla entegre hale gelmiş saçlarım özgürlüğe kavuşunca kendilerinden geçtiler. Normalde düzken, dalgalanmaya başlayıp beni mutluluk manyağı yaptılar.

Kafama da yeşil beremi geçirip, "Bence çok hoş oldum yeaa" diye kendi kendime şımararak yola koyuldum.

Önce yol, trafik bitirdi beni. Tam değil ama azıcık.

Film çok güzeldi. Bayıldım. "Alice in Wonderland". Çok güzel uyarlama.

Ama ben yanımda birşeylerden sürekli şikayet eden birileri olunca sıkılıyorum, bunalıyorum. "Öööf yeter be" diyesim geliyor.

Eve gelene kadar ayrı bir işkence, Şişli'den Bağlarbaşı 1,5 saat.

(Yol açık olsa maksimum 10 dk)

Yolda gelen "çeviri yarına yetişir di mi?" konulu telefon.

Diyette olmanın dayanılmaz huzuru(!)

Uykunun gelmesi mi? Paha biçilemez.

Yarın iyi bir şekilde başlasam iyi olur ama bence.

No comments: