Saturday, March 6, 2010

Garip, stresli bir gün

Oysa ki dün ne kadar da umutluydum yeni bir şeyler olacağından. Ama olmadı, yine aynı şeyleri yaşamaya devam ediyorum. Yazacak, söyleyecek çok şeyim var; ama kendimi ifade edebilecek kadar iyi bir kelime dağarcığına sahip olmadığımı farkediyorum.

Ara sıra uğrayan bir takıntı var bana. O an etraftaki her türlü mekanik sesten nefret ediyorum. Sadece yağmur yağsın istiyorum o zaman. Yağmur sesine kızmıyorum mesela, ya da kuşların sesine. Ama motor sesi gelmesin.

Hep bir umutla yaşıyordum ya, her şey güzel olur nasılsa, sabretmek gerekir sadece diye. Artık ben onu yapamıyorum. Çünkü son on senedir gösterdiğim tüm çabalara rağmen, çok az ilerleme var hayatımda. Hala aynı odadayım, hala istediklerimin %10'unu bile yapamamışım. Böyle yazınca ne kadar da emo-vari oluyor aslında. Ama benim farkım ben kendime acımıyorum. Olsa olsa kızıyorumdur, hala götünü kaldırıp birşeyi yapamadın, hala tartışmaktan tırsıp istediklerini söyleyemedin diye.

Ama sonunda bugün birazını söyledim galiba. Sonucu kötü olursa dicem ama kötü sonuç zaten şuanda yaşadıklarım oluyor. Ayrılırsa bir zaman sonra "aslında beni sevmiyormuş işte ne yapalım, her sevdiğim beni sevecek değil ya" diye kendimi avutma bahanem olur, ayrılmazsa ve sevdiği için bir şeyler yapmaya çalışırsa o zaman da haksızmışım lan diye mutlu olurum. Ama şimdiki gibi hayalimde yarattığım sevgili mi acaba sevdiğim, yoksa gerçek mi, beni seviyor mu sevmezse defolup gitsin ama onu dedim mi de alınıyor, ne yapsam ki acaba? sorularıyla boğuşmak beni içten içe yemekte şimdilik.

Akşama sonuçları görürüz heralde. Ne demişler : Accept that, he is not just that into you.

No comments: