Tuesday, March 16, 2010

İş Görüşmesi

Tam bir rezaletti. İşin garip tarafı pek de bi tarafıma takmadan gitmiş olmamdı zaten. Yine de "iş" görüşmesi ya, süslenip gideyim dedim. Çevirimin son 4 dakikasını bırakıp da gittim. Saat 16:30'da tam vaktinde oradaydım. Önce über-salak bir sınava girdim. Sözde seviye tespit edermiş. Kime göre neye göre demek istedim bir edebiyatçı tavrı ile. Ama öyle, insanın edebiyatçı olması yanlış şıkka bile "belki doğru olabilir" "şu açıdan doğru sayılabilir" diye bakmasına neden oluyor. Yani içimdeki bilim insanı yok olmuş anlayacağın.

Gittim S. Hanım'ın olduğu kata, bu sırada saat 5'e 5 var. 5 dakika resepsiyon görevlisini bekledim. Sonra o geldi S. Hanım'ın asistanını bekledim. Elimden sınav kağıdını alıp gitti. 10 dakika daha bekledim.

O gereksiz soğukluk ve modernlikteki ofiste resepsiyonistin tam üstündeki tavanda kırmızı bir boncuklu avize(?) vardı. neden orada anlamadım.

Bu süre içinde genel müdür sandığım adamın odasından iki kalantor adam çıktı. beyaz saçlı iri yapıp olanlardan. Genel müdür sandığım da öyleydi, pis bir bakış atarak odasına girdi. Arkasından da resepsiyonist, elinde tepsiyle. Fincanları topladı.

S. Hanım'la saçma sapan konuşmalar, "bana kendinden bahseder misin?" nesinden bahsedeyim lan? Ömrümde bir sürü ciddi iş görüşmesine gittim, en dandik olan sensin ama en gıcık soru da senden geliyor. Pasta yaparım ben derim sen öyle sorarsan. Neyse işte.

Ben uslu başlı çevirime döneyim en iyisi.

No comments: