Wednesday, December 29, 2010

Çeviri Editörleri, Sesimi Duyar Mısınız Bir Ara?

Canım iş arkadaşlarım, dostlarım, canlarım, ciğerlerim:

1. Tureng, zargan gibi olmadı Google translate gibi olanaklar varken, cep telefonunu eline alman, benim numaramı bulup beni arayıp "Dilek hanım, burada bir çevirmen termal sulara thermal spring demiş, ne alaka ilkbahar şimdi burada?" diye sorman biraz garip değil mi? Girer bakarsın sözlükten "aaa spring kaynak anlamına da geliyormuş" diye kendi başına yaşarsın aydınlanmanı.

2. Az kabuğunuzdan sıyrılın. Çevirmen, ikinci yazar demektir. Yazan her ne yazmışsa robot gibi aynısını çevirmemi bekleme benden. Sonra iğrenç çevirilere sebebiyet verirsin, yine benim başıma gelirsin "müşteri buna anlamsız dedi:(" diye. Kelimesi kelimesine çeviri ortaçağda kaldı. Hiç mi Can Yücel çevirisi okumadın arkadaşım yahu?

3. Beni zaman konusunda sıkma. Kaslarımla yapıyor olsam işi tamam, ama beyin ve göz daha hızlı yoruluyor biliyorsun değil mi? "Çok harika çeviriyorsunuz, ama yavaş" yorumunun anlamı bende şu; "Yavaş çevirmiyorum, önce araştırıp öyle çeviriyorum. O yüzden çevirim okunabilir bir metin haline geliyor".

4. Editörüm, metinlerden ve kelimelerden para kazanıyorum diye geçiniyorsan bana de'yi, ki'yi, mi'yi kelimelere bitişik yazıp, sesli harfleri ortadan kaldırarak/katlederek gelme. Hele bunun üzerine "yazım kontrolünü çalıştırmamışsınız wordde" hiç deme. Word'ün yazım kontrolü olmadan da yazabiliyorum çünkü ben. Farkındaysan burada da yok yazım kontrolü, ama yazıyorum bir şekilde; değil mi?

5. Beni delirtmeyin. Delirirsem size rakip bir çeviri şirketi kurar, en azılı rakibiniz olurum. Ama keyfime düşkün olduğumdan şu anda bunu tercih etmiyorum.

Haydi size iyi çalışmalaaaaar.

Not: İki nokta yan yana diye bir şey yoktur. O iki nokta ya üst üstedir, ya tektir, ya da üç adettir. Haydi öptüm.

5 comments:

yokki said...

ay o thermal spring benim çevirim ve arayıp da soranın zafer olduğunu sanmaktayım, doğru mu?

Nafile said...

Böyle her yazınızdan sonra gelip ıvır zıvır şeyler yazıyorum ama söylemeden de edemedim. Eğer çeviri şirketi kuracak olursanız ilk çalışanlarınızdan biri olmak isterim. İyi maaş vermenize, sigorta yapmanıza falan gerek yok. Alışkınım ben bunlar olmadan çalışmaya nasılsa. :)

Dilek said...

Yokkiciğim, evet. Sabahın bir köründe aradı ve bana "spring ilkbahar demek, burda ne alaka?" dedi. Sayesinde uyanmış oldum:D

Sayın Nafile, eğer öyle bir şirket kurmayı başarırsam haberiniz olur elbet :P

yokki said...

hay yarappim bilmediği ingilizceyle bu kadar özgüvene sahip olmasına ben bi şey demiyorum :D

Euslémme D'Amisos said...

Harika bir yazı.