Sunday, December 26, 2010

Breakthru

Somehow i have to make this final breakthru.

Nasıl yaparım bilmem, ama bir atılım yapmam lazım artık.

Bir fırçanın kırılmasına bu kadar sinirlenmez insan, eğer o fırçanın kırılması ona çok fazla şey ifade etmiyorsa.

Kırılan bir fırçaydı belki, daha 9 yaşındaki bir çocuğun "oynarım ki ben bunla" ifadesiyle kırdığı bir tahta parçası belki.

Ama bir yandan da hiç kullanılmamış, kendi içerisinde parasızlık* yaşarken en ince olarak bulunmuş, iyisinden olsun diye alınmış, ama evet hiç ama hiç kullanılmamış bir fırça. Yapmaya hveslenilip, yapılamayan her şeyi temsil ediyor. Tüm hayalleri, tüm özel eşyaları, olmayan odayı, elindekilere sahip çıkamamayı, değer verdiklerini unutacak kadar günlük işlere dalmayı, istediklerini yapacak şansının olamamasını, herşeyi.

*kendi içinde parasızlık: ailesinin parası olup, kendisinin olmamasına rağmen gidip anne/babasından para almayı kendine yedirememekten oluşan parasızlık.

Queen-Breakthru

No comments: