Tuesday, December 21, 2010

Ölsene

Deliriyor muyum bilmiyorum.

Bilmemem de delirdiğimin bir kanıtı olabilir mi acaba?

Una notte a Napoli dinleyip ağlamam delirdiğimin kanıtı olabilir mi ki? "Bu kadar güzel olmamalı bir şarkı" diye ağlanmaz ki?

Kendime bile itiraf edemediğim bazı taraflarım var. Belki de büyük laflar etmekten korktuğum içindir, bilmiyorum.

Üstte yazdıklarımı bile "öf fazla vıdı vıdı etmişim" diye silesim varken, "gerçek" bir şeyler yazma gücünü nasıl bulabilirim bilmiyorum. Neden bir tarafım fazla materyalist, diğer tarafımsa ölesiye estetizm savunucusu?

Tamam kendi içimdeki saçmalıkları buraya yazarak daha fazla göz zevkini bozmayacağım. Ama neden "muffin yapamadım" diye sinirden çatlayacak hale gelir ki?

Sinirden çatlamak derken bunu oturup ağlayacak sinir gibi görme sakın. Evde "büyük"ler varken, kapıyı bile çarpma özgürlüğüm olmadığını düşün. Ne kapı çarpması, duvara yumruk atmaya bile hakkın yok. Yoksa ev düzenini ve refahını bozmaktan ağzına sıçılacaktır. İşte o zaman böyle üç beş kolum daha olsa da ruhum dolacak yer bulsa dersin. O tarz bir sinir.

Bugün için asıl planlarıma gelecek olursak:

1. kek yap, keklerini sergileyeceğin ve burayı kirletmeyeceğin ayrı bir blog aç, orada takıl.
2. oje sür, ojelerini debir başka blogda sergile. Yüzlerce ojeyi de gören olsun artık.
3. yeni çeviri şirketinin yolladığı deneme metnini çevir, yolla.

tahmin et bakalım hangisi yapıldı? Hiçbiri, çünkü oturup ağlamaktan başka bişe yaptığım yok.

5 comments:

Nafile said...

Ya keklerinizi ve ojelerinizi sergileyeceğiniz diğer blogların arasında burayı unutursanız? Yapmayın öyle bir şey.

Ağlamayın demiyorum. Ağlamak güzeldir diyorum, bilakis. Yeter ki güzel ağlayın. Gözyaşlarınız yüreğinizi yıkasın. Başınızı okşasınlar, kendinizi o tuzlu damlaların şefkatine bırakın. Söyleyin ama onlara hırçın dereler gibi çağlamasınlar. Fırtınanın ardından sel olup önüne geleni yıkar gibi değil denize kavuşmayı bekleyen... (Boşverin.)

Dilek said...

Burası daha çok bir günlük olduğundan unutabileceğimi hiç sanmıyorum :)

Nafile said...

Bu yazıyı ilk okuduğumda da aklıma takılmıştı ama sormayı unutmuşum. Siz şimdi hem çalışıp hem çeviri mi yapıyorsunuz yoksa işten ayrıldınız mı? Yoksa çeviri zaten iş yeriyle mi alakalı? (Kurduğunuz cümleden bu sonuncu mana çıkmıyor gibi ama bu da bir seçenek değil mi nihayetinde?)

Dilek said...

Aslında ilk tahmininiz doğru:)

Ne için uğraşıyorum bilmiyorum ama, hem web site editörlüğü yapıyorum, hem de freelancer olarak çevirmenliğe devam ediyorum:)

Nafile said...

Hangimiz ne için uğraştığımızı biliyoruz ki? (Bununla ilgili bir espri vardı. Hangimiz... diye giderdi. Kim yapmıştı, nerede yapmıştı, ne bağlamda yapmıştı? Sabah sabah aklımı alır bu sorular şimdi benim.)