Sunday, December 29, 2013

New Year Resolutions (İngilizce başlık atmada daha iyiyim, yapacak bir şey yok)




Hem iyiyim hem kötüyüm. Nasıl böyle olunuyor bilmiyorum. Ama kötü olan kısım benim stresli iken deli gibi yemek yiyesimin gelmesi. Sevgili insülinin ortaya çıkmasından sonra hiç tatlı yememiştim. Son birkaç günde onları da yedim. Sabah iğrenç bir hisle uyanıyorum o yüzden. Bundan sonra ona bir dur demek gerekli.

Spora gidemedim son iki haftadır. Yarın ona da yeniden başlıyorum. Eski düzenime geri dönmem lazım. Yeni yıla düzenli halimle girmek planım. Daha fazla hastalık istemiyorum hayatımda.

Kitap okumaya yeniden başlamış olmak mükemmel bir şey. Abik gubik rahatsızlıklar yüzünden çalışmaya ara veren beynimin yeniden çalıştığının kanıtı adeta. Hatta daha önce yazmıştım, birisi konuşurken ona konsantre olamıyorum, kopup gidiyorum saçma sapan şeyler düşünüyorum diye. Hepsi hormonlar yüzündenmiş. Ben 3-4 senedir böyle yaşamaya alışmaya çalışıyordum. Kendime kızıyordum hani eski halin diye. Yeniden hazırcevap tarafımı bulmama sevindim. Hala eskisi kadar iyi değilim ama düzeliyorum.

Bunlar pek etrafımdakiler tarafından fark edilen şeyler değildi. Ama ben içten içe bir hayli acı çekiyormuşum.

Geçtiğimiz günlerde not defteri tutmaya başladım. Yaşlanmanın ilk belirtisi olabilir mi bu? Bence olabilir. Her gün olan şeyleri yazıyorum aslında. Unutmak istemediklerimi. Doktor randevularımı, önemli ise beni kimin ne zaman aradığını, hafta sonu ne yapmam gerektiğini ve okumak istediğim kitapların isimlerini yazıyorum.

Edebiyat okumuş bir insanın yaşayabileceği en büyük zorluklardan biri okuyamamak herhalde. Bir paragraf okumaya dayanamıyordum. Nasıl çeviri yapıyordum, onu bilmiyorum bak. Çeviride artık belli bir formüle dayalı gittiğimden olabilir. Çeviri yapabildiğim ama sevmediğim işlerden biri benim için.

Yeni şeyler öğrenmediğimden, resmen depresyona sürüklendim. Bu yüzden olduğunu fark etmedim tabi. Ama sonra internette günümüzde uyguladığımız bazı batıl inanç ve davranışların kökeniyle ilgili şeyler okumaya başlayınca fark ettim bunu. Gazetecilik bana bunu hiç veremedi mesela. Berbattı, hala çok berbat.

Dansı beceremeyince de suçu kendime atmıştım. Onda da sorun bende değilmiş neyse ki. Konuşmayı beceremiyorken dans figürlerini nasıl tutacaktım kafamda? Yaza kadar tamamen düzelip sağlam bir dönüş yapma planım hala var. Hem yazın daha ucuz oluyor ahacbhjsk :)

İnsan ne istediğini bildiğinde rahat oluyormuş. Belki yine aceleci, evhamlı, patavatsız bir insanım ama en azından eskisi kadar değil. Deniz'le de konuştuğumuzda vardığımız sonuç gibi; beni benden başkası üzemez :)

No comments: