Saturday, September 18, 2010

İntizar


"Dilerim Tanrı'dan ki sana açık kucaklar
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun
Anmasınlar adını; candan anan dudaklar
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun"

Bu nasıl bir intizardır sayın Faruk Nafiz Çamlıbel? Yani bunu yazabilmeniz için birini sevmeniz gerekmiyor. İnsan sevgisinin kalmamış olup, sevdiğini iddia ettiği kişiyi de "banane işte benim"le "defol git ama gittiğinde işte bunlar gelecek başına köpoğlusu seni" arasında duygular beslemen lazım ki bunları yazasın.

Eskiden bu şarkıyı severdim. Aslında biraz da çocukluktan "edinilmiş" bir alışkanlıktı. Hani insanın dinlediğinde tüm algılarını kapatıp sadece hatırlattıklarına odaklandığı şarkılar vardır, bu da benim için öyleydi. Dinlediğimde gözümün önüne televizyon önündeki koltuğa uzanmış, yeşilçam filmlerini izlerken ağladığını saklamaya çalışan bir çocuk gelirdi.

Fakat artık gerçek yüzünü görebiliyorum Faruk Nafiz Çamlıbel! Ne yapmışsın sen yahu? Bu sevdiğini iddia ettiğin vatandaşı illa ki biri sevdi diye ölmesi mi gerekiyor. Seven kişinin ne suçu var Allah aşkına! Şarkıyı dinleyenlerin %50si eminim filmlerin de etkisi ile ortada aldatılma/ayartma gibi bir durum olduğunu düşünüyordur. Ama şarkıda öyle bir şey yok. (Şiirin tam metnini henüz bulamadığımdan bir yorum yapmıyorum şimdilik.) E seninle bir alakası yoksa seven kişinin, ondan ne istiyorsun? Niye toprakla dolsun kolları? Madem bu kadar çok seviyorsun, bu şiiri yazmakla geçireceğin vakti ona harcardın. Te'allam ya! Sinirlendiriyorsunuz insanı akşam akşam. Bir de onlarca senedir bu şarkının sevildiği gerçeği var! Milletçe hastalıklıyız tespit ettiğim kadarıyla.

No comments: