Monday, July 20, 2015

The birthday boy!

Tüm doodle çalışmalarım aslında bunun içindi!





Spa gününün ardından böyle bir kutlama bekliyor muydu bilmem. Ama ben bu sene çok eğlendim :)







Önümüzdeki yıl daha da büyük bir kutlama lazım artık bize! Her yıl seviyeyi biraz daha yukarı çekmek gerekli :)

Thursday, June 25, 2015

So tell the boys I'm back in town!

Naber?

En sevdiğin kelimeyi söyle deseler "naber?" derim. Öylesine seviyorum.



Gerzek bir insan olduğumdan 3 ayda 8-9 kilo vermişken 3 haftada bunun 3'ünü geri aldım. Kendime özel kalpçikler hazırladım ama blogger kalpçik koymayı desteklemiyor. Evet yıl 2015 ama blogger hala küçük işareti yapınca html olarak bozuluyor.

Ama naptım? Baktım ki olmuyor, gittim diyetisyenime. Ben batırdım bu işi, gel biz iki haftada bir değil haftada bir yapalım şu kontrolleri parası neyse vercem kız! dedim. Bu yaz bu iş bitecek! Hoş zaten bişi kalmadı fiziksel olarak beni rahatsız eden ama insülin direnci, oğlum seni yenicem! Her gün wasa denen izolasyon malzemesi tipli şeyi yemem gerekse de yenicem.

Evet 3 haftadır ekmek yerine wasa yiyorum. İnsülin düzenleyici etkisi varmış. Tadı da fena değil, benim gibi kızarmış ekmek sevenler ekmeği aramazlar. Ben aramıyorum.

Bu diyette yaptığım atılımın da etkisiyle bir çalışma isteği, süslenme motivasyonu, yaşam enerjisi var üzerimde. Ama duygusallık da had safhada. Sebebini çözemedim. Sabah Aldırma Gönül dinlerken radyoda "şurda 1 sene sonra Anıl 1 seneliğine gidecek ya yanında gidemezsem zaman nasıl geçer onsuz" diye minibüste ağlayacaktım az kalsın. Yaşam enerjisi duygusal enerji olarak da geri dönüyor benim gibi ruhsuza.

Bir de Sabahattin Ali okuma isteği içimde!

Ama şu an hali hazırda Yüzüklerin Efendisi'ne devam ediyorum, Çınarcık'a giderken de sıkıntıdan Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ne başladım (?) - benimkine başlamak denmez aslında 2 saatte kitabı yarılamışım. Türk edebiyatında çok geriyim. Bir de Rus edebiyatında. Onu da sevemedim nedense. Bir ara yeniden denemek lazım. Umut Sarıkaya yüzünden "aslında bir daha denesem mi?" dediğim oluyor.

Bu yaz yapacak çok şey var. Ama ben şimdilik Sabahattin Ali'nin mükemmelliğinde az kayboluyorum. İşyerinde ancak müziğe evrilen şiirlerini dinleyebilirim tabi:


Friday, June 12, 2015

Hiç böyle şeyler yapmazdım ama

Geçen hafta Anıl'la saçma bir tartışmaya giriştik. Olmayan çocuğa isim koyma tartışması! Varsayımlarımız hiç erkek üzerinden yürümüyor. Biz işleri hallettik evlendik de çocuğu düşünüyoruz sanki :D Dev bir ileri görüşlülük bizdeki.

Neyse işte ben daha "modern" sayılan isimleri seviyorum dedi. Örnek olarak da "Arya" dedi ve ben orada kalp krizi geçiriyordum. Hiç yapmamışımdır şimdiye kadar ama o kadar insan içinde "o ne be Ayşe Arman okuyan plaza kadını kızı ismi" diyiverdim. Azcık bozuldu ama öyle. Üzgünüm hayatım.

"Peki senin beğendiğin bi isim söyle" dediğinde kaldım. Yok. Hiç düşünmemişim. Tamam düz isimleri seviyorum. Garip, sonradan türemiş şeyler olmasın. Ama eski de olmasın. Defne, yağmur, nehir falan güzel isimler.

Ama demin ben kalbimden vuruldum günlük. Aslında hep oradaymış istediğim isim. Fars kökenli olması umrumda bile değil. Beğenmezlerse iki isim koysunlar.




Wednesday, May 20, 2015

Fuar 2 - Completed!

Bu sefer daha zordu, şehir dışında olması, yalnız olmam falan. İşleri zorlaştırsa da hallettik neyse ki.

Artık sıra tatilde!!!

Kilo vermişken hazır spora asılma vaktim geldi diye düşünüyorum. Bir 6-7 kilom daha var verilecek. Acelem yok yeter ki fazlasını almayayım.


İlk gün kombinimdi kendisi. Elbiseler ne kadar çok pahalanmış!! Bir de doğru dürüst model yok. Şu elbiseyi bulana kadar Anıl'a Akasya'yı tavaf ettirdim resmen. Hoş ben yeter bakmayalım dedikçe "bunu da dene belki güzel olur" diye gaza getiriyordu. Alışverişi benden çok seviyor adam :D


Son 2 senedir saçımı boyamıyorum. Ancak kendi rengini bulmaya başladı. Bu kadar açık renkli olduğumu bilmiyordum. Uçlardaki boyalar da gitse de kurtulsam artık!


Bu da bu seferki standım. Daha ön plandaydı ve daha çok beğenildi. Ne yalan söyleyim ben de çok beğendim :D Endüstriyel stand anca bu kadar oluyor.

Monday, April 27, 2015

taslaklardan canlandırdım!

--Tam bir sene önce yazmışım bunu ama yayınlamamışım --


Her şey güzel giderken şeytan gelir dürter ya, "naber? ne güzel di mi bu aralar sana hayat? yoksa öyle değil mi? yoksa yine benzer şeyler mi yaşayacaksın? hehe çok salaksın hemen de kaptırıyorsun kendini. cnm yaaa!" diye. Bu aralar bende durum bu.

Kafamı meşgul edecek bir şey yokken zormuş evhamlanmamak. Sorun varken görmek istemezsin. Sorun olmayınca da acaba ben mi bişe kaçırıyorum dersin. İnsan denen yaratığın buglarından biri bu olsa gerek.

Geç buldum tam buldum ama şeytancım, bu sefer öyle hissediyorum 8-)

----------------

Sevgili kendim, merak etme - bu sefer gerçekten tam bulmuşsun ^_^ ara sıra kıskançlık yapsan da, uzak kalsanız da, sabretmeniz gereken birkaç şey olsa da önünüzde: dünyalara değişilmeyecek bir adam var be yanında!


Thursday, April 9, 2015

Odunluk Maceraları Vol. 8768



Anıl: Rüyamda seni gördüm, bir şey anlatıyordum ama sen "aşkım nerden gidicez? aşkım şunu yapalım, aşkım şurdan dön" diyip duruyordun, yani yine beni dinlemiyordun.

Ben: Tamam hadi dinlemediğimi iddia ediyorsun da, pek gerçeğe uygun olmamış o rüya. Ben ne zaman aşkım demişim ki sana? Hiç aşkım demem ki.

Anıl: Demek ki rüyamda daha romantiksin. Aşkım, bebeğim, sıcak poğaçam, ponçiğim bile diyorsun bana. ohoo.

Tamam odunum biraz ama böyle de insanın yüzüne vurulmaz ki be adam! :) Napalım ben de kendi çapımda romantik bir insanım, sadece aşkım demekten hoşlanmıyorum. Hatta genelde sevgi sözcüklerinden hoşlanmıyorum :D

Wednesday, April 8, 2015

Halkla İlişkiler Dersi - 2

Bu sefer olmaması gerekeni işliyoruz beybiys.

Hayatta gördüğüm en tırt reklam, en tırt sloganı bulan firma Şölen.

Biscolata erkeği "reklamın iyisi kötüsü olmaz" tarzında bir şeydi, tuttu. Bir hayli de radikaldi tabi şimdiye kadar hep kadın oynatılan çikolata reklamlarında taş gibi erkekleri oynatma fikri. Ama sadece reklamlarda kalmıştı, ürün paketi üzerinde herhangi bir ibare yoktu.

Şimdi wapps diye bir ürün çıkardılar. Üstünde kocaman puntolarla "ERKEK GİBİ YE!" yazıyor. Tv reklamları radikal olmadıkça aşırı etkili olmuyor bence bu tip fmcg ürünlerinde. Müşterinin satın alma anındaki kararı daha önemli. Bu yüzden de reyon, ambalaj vs. daha önemli oluyor. (Aslında bir de yurtdışında bu ürünlerle abik gubik tarifler verme meselesi var ama onu da bir ara anlatırım)

Dün bir markette geziyordum, -çünkü sorunluyum ve market gezmesini seviyorum- saçma sapan ürünleri incelerken 4 kişi geldi geçti çikolata reyonundan. Hepsinin 1 dakikadan fazla ürünleri incelemesine bakacak olursak hiçbiri kafasında kararlaştırıp gelmemişti ürün almaya. Hepsi o an karar verecekti.

Bu wapps'ın paketi büyük - sanırım o nedenle de ilgi çekiyor. Bir de ürün paketi aşağıdaki şekilde, siyah kısmı iç tarafa gelecek şekilde dizilmişti. Bilinçli yapılan bir şey mi onu bilmiyorum ama.

Gelen 4 kişi de kadındı benim şansıma, hepsi ürünü bir kez eline aldı - erkek gibi ye kısmını gördü ve "hadi len" edasıyla geri "attı".

Sonra kız kardeşim geldi, o da aynı şekilde abur cubur almak için bakınıyordu. Tamamen aynı hareketleri o da yaptı.

Erkek müşteri gelmedi nedense :) onları inceleyemedim.