Showing posts with label eğitim sistemi. Show all posts
Showing posts with label eğitim sistemi. Show all posts

Saturday, April 6, 2013

İlk haftasonu

Artık bu mevzu bende standart halini almaya başladı. Mevzu şu; işe başladığım ilk haftanın cumartesi günü mutlaka evde, hasta bir biçimde geçiririm. Şaşmadı şimdiye kadar.

Bu sefer kendi salaklığıma yanıyorum çünkü alerji ilacımı almayı unutunca bir gece önceden, sabah iğrenç bir baş ağrısı ile uyandım. Baş ağrısı migreni, migren mide bulantısını, hepsi beraber tansiyonu tetikledi. Tansiyonumun oynaması durumuna dayanıklı değilim, hayatta dayanıklı olmadığım birkaç şeyden biri bu da. Altı üstü 12-8'e çıkan tansiyonum beni yerden yere vuruyor, çünkü anneden gelen mirasla 10-5 tansiyona alışkın insanlarız.

Hasta olmayı, hastalıktan bahsetmeyi sevmiyorum. Peki neden şu an bunları yazıyorum? Çünkü bütün günü uyuyarak ve tabi boş geçirdim. O yüzden şu anda hiç olmadığım kadar uyanığım. Ve tamamen gereksiz şeyler yazmak için hazırım.

Yeni işimde geçtiğimiz hafta pek bir şey yapmadım. Oryantasyon mu dersin, işe alışmak mı dersin bilemem. Ürünleri, rakipleri, üreticileri tanımakla geçti, ya da geçmesi gerekirdi. Ben ne yaptım? İlk iki gün bunları yaptım, hatta abartıp tüm vana modellerini wikipedia'dan okudum. Teknik çeviri yapmış olmanın faydaları bunlar tabi. Teknik meknik dinlemeyip çözüyorsun bir şekilde mevzuyu. Websitesindeki eksiklikleri buldum, ne olması gerektiğine dair görseller hazırladım. Siteyi tasarlayan firmayı ve diğer referanslarını inceledim. Bizim şirketin işini baya bir sallamış olduklarını gördüm. Cuma günü hızımı alamayıp yeni bir site tasarımı yaptım. He bir sor daha önce hiç yaptın mı diye? Hayır tabi ki. Ama ortalama photoshop bilgimle, şu an var olandan daha kurumsal ve daha güzel bir site tasarlayabildim. Tasarlamak derken tabi oturup kod yazmadım. Ancak bir şirketle çalışsak derdimi anlatacak kadar mantıklı bir çalışma yaptım.

Hızımı alamadım, olası bir organizasyon durumunda nerelerle çalışabileceğimizi, endüstriyel fuarlarda kullanılan görselleri, stand örneklerini falan inceledim. B2B modelinde sosyal medya kullanılır mı, kullanılırsa nasıl kullanılır gibi şeylere de baktım.

Bir şeyi fark ettim ki serbest olmasına rağmen ne facebook'a ne de başka bir sosyal zımbırtıya girme ihtiyacı hissetmedim şu bir haftada. O kadar kullanmıyorum ki son zamanlarda kendilerini, gmail'e bile daha fazla bağlanmışım.

Şimdi pazartesi gereksiz bir Türk Basın Tarihi sınavım var. Bu yüksek lisansı devam ettirip ettirmeme konusunda kararsızım zaten. İşimden memnun kalırsam seneye dondurmayı planlıyorum kendisini. Nasılsa artık beleşe okuyoruz, kayıt dondurmak serbest. Program içeriğinde işime yarayacak tek bir şey bile yok. Onun yerine iki ay süren GSÜ sertifika programlarına katılsam daha faydalı.


Sunday, January 27, 2013

Blogum varken sözlüğe ne gerek var

Yok işte o yüzden buraya yazayım dedim. Ahmet daha beşinci sınıfta ilk birini getirdi karnesinde sağolsun. Babamdan sonra okul hayatı başarısız olan ikinci aile ferdimiz kendisi. Bu dönem annem Ahmet'e iltimas gösteren öğretmenlere "hiç şımartmayın bunu ne hak ediyorsa onu verin hepimizi kullanıyor" demiş. Yoksa görmezdi şanslı herif. Evde yata yata üç beş alıp geçerdi dersleri. Böyle de anne pek görülmez heralde.

Ama Ahmet'e asıl ayarı İpek verdi. Hala aklıma geldikçe gülüyorum. Adam loto gibi gelmiş karnesi için "sadece Türkçe bir, diğerleri normal" diyebiliyor. Yine böyle dediğinde "babam dün gece baktı milli piyangodan bişe çıkmamış Ahmet" diyerek son noktayı koydu İpek.

Böyle bişi işte.