Showing posts with label Süs-püs. Show all posts
Showing posts with label Süs-püs. Show all posts

Monday, April 2, 2012

Ben bir delilik ettim :)

Daha kref.net'te çalışırken, çeşitli yönetim bilimleri sitelerinde bu sitenin reklamına rastlamıştım. O zamandan beri kendilerini takip etmekteyim. Malum, Çin merkezli bir şirket. Çok güzel gelinlikler, "special occasion" dedikleri, özel gün kıyafetleri var. Hatta bu kıyafetleri çok büyük bedenlere kadar yapmakla kalmıyorlar, 20-25 $ gibi bir ücretle kişiye özel de yapıyorlar. Yani vücut ölçülerinizi bildiriyorsunuz, ona göre dikiyorlar istediğiniz elbiseyi. Buraya kadar hala güven vermiyor belki, ama sitenin bir de "yorum" kısmı var. Satın almada en önemli kısmı burası. Çünkü üyeleri yorum bırakırsa ipad kazanma şansı elde ediyor, hele bir de aldıkları kıyafetin fotoğrafını eklerse şansı katlanıyor. Zaten bu "elbisem geldi, çok güzel işte fotoğrafım" kısmı siteyi güvenilir kılan.

İşte geçenlerde burada dans ayakkabıları da sattıklarını fark ettim. Türkiye'de aynı kalitede ayakkabılar 150-200 TL arası. Daha kendime beğenip bootie alamamışken, dans ayakkabısına o kadar para bayılmak istemiyordum. Ve evet, lighinthebox'u denedim. Dün akşam siparişimi verdim, paypal ile ödeme yaptım (kredi kartları da geçiyor ancak ben yine de işimi sağlama aldım).

1 - 1,5 ay içerisinde gelmesi tahmin ediliyor kendisinin. Ben shipping (kargo) ve garanti (oldu da yolda kaybolursa yenisini göndersinler parası 2-3 $ bişe) ücreti dahil 72 tl'ye aldım şu güzelliği :):)



Thursday, March 15, 2012

ne oldum lan ben?

Dün dedim ben, bu saç ya bugün boyancak ya bugün boyancak diye. Dediğimi de yaptım. İşin garibi boyadığım andan itibaren olanlardı.

Şirkette, şimdiye kadar göz göze dahi gelmediğim çoğu beyefendinin bir anda konuşası geldi. Dikkatlerini çekmemişim demek insanların dedim, geçtim.

sonra otobüste bir adam, baya bildiğimiz müdür tipli bişe. gelip "otobüs kadıköye gidiyor değil mi?" diye sordu, ben de cevap verdim. havaalanında çalışıyormuş da, aslında servisle geliyormuş hep, bugün kalabalık diye metrobüsle gelmiş falan. ben de hı hı diye dinliyorum. fıstıkağacında oturuyomuş da, bıdıbıdı. sonra tam muhabbet bitti derken, çok hoş gözüküyorsunuz dedi. zbam! o ne lan? "teşekkür ederim" dedim, yine iyi düşünen ben. "size bir kahve ısmarlamak isterdim" dedi. ben de teşekkür ettim yine. 5-10 dk farkedermiş falan. yok dedim gitmem lazım. havaalanına işiniz düşüyor mu dedi?! olursa orda ısmarlamak istermiş. lanet gibi aynı durakta iniyoruz. onun yüzünden bir durak sonra indim.

sonra kırtasiyeye gittim. aylardır gittiğim kırtasiyenin sahibi niye öyle davrandı lan? çantam avon mu diye sorup muhabbet açmak nedir? evet canım avon'dan aldım çantamı. çok güzel bir muhabbet oldu. neyse.

anladım ki, saçlarım olmasa ben bir hiçim. yüzüme bakan yok anlayacağın. o kadar blendax reklamlarında boşa konuşmamışlar "saçlarınız ahenkle dans etsin" diye.

btw: boyam selection marka. 7.43'tü galiba. ömrümde belki de ilk defa saç derisini boyamayan saç boyasıyla karşılaştım, sevinçten ağlayacaktım :D

bu da yeni model saçlarım. buyrunuz. her birinde de başka renk gibi çıkmış ama neyse artık :D





Thursday, July 8, 2010

Oje?

Evet, oje. Senelerdir biriktirip, hiç kullanmadığım oje(ler). Benim süs anlayışım ojeymiş, bunu anladım. Gerçi henüz atraksiyon yaratmasam da yaptığım desenlerde, yarın için yeni bir şeyler denemeyi düşünmüyor değilim.

Tabi, en güzel manikür french ve kırmızı ile yapılanlardır, fakat ben renkli bir insanım. Yapacak bir şey yok, rengarenk olmak istiyorum en azından ojelerimde.