Showing posts with label Yemekler. Show all posts
Showing posts with label Yemekler. Show all posts

Monday, September 8, 2014

Bir çılgınlık etmiş olabilirim

Annemlerin evde olmamasını fırsat bilerek pazar günü kahvaltı partisi düzenledim. Ancak koşuşturmaktan fotoğraf çekmeyi unutmuş olabilirim!

Fulya, Emre, Gamze, Aykut, Busem'i çağırmış olmamın dışında Anıl'ı da çağırdım. Kalabalık olmamız sayesinde nasılsa dikkat çekmezdi.

Adamı sabahın köründe çağırdım. O da kırmadı sabahın 9.30'unda ben geldim diye aradı. Tam pazar teyzesi kıvamında altımda tayt, üstümde tişört, elimde cüzdan markete gidiyordum. (Çöp poşeti de elimdeydi bak) Marketi tarif ettim orda bekle dedim.

Önceki gün İpek'i capitol'de yemek yeriz bahanesiyle kandırıp tüm alışveriş torbalarını taşıtmıştım eve kadar. Bu sefer de Anıl'a taşıttım. Pişman değilim :D Başımda ne alcan? ne alcan? diye sormasından ötürü alacağım birkaç şeyi de unuttum.

İpek'le ilk tanışmaları oldu. Bizim evde olmasını beklemiyordum açıkçası. Ancak beni çekiştirirken çok eğlendiler nedense. 1 saat sonra ise evde 10 kişi olduğumuzdan iyice "her kafadan bir ses çıkan ortam"a dönüştük.

Emre çektiği fotoğrafları getirmiş. Oturduk onlara baktık. Anıl'ın iddiası ve diğerlerinin de buna katılması sonucu "Tomb Raider" ismi verilen fotoğrafım:


Adeta bir Clarissa Dalloway edasıyla -ancak zengin olmadığımdan her işi kendim yaparak- hazırlandım. Meşhuuur cheesecake'imin yanı sıra vişne sorbe bile yaptım ki bu ikisini yiyince ben bile "ne güzel yapmışım ya?!" dedim, hem de sesli biçimde.


Monday, August 26, 2013

Unsuz - Şekersiz Brownie (Hindistan Cevizi Unlu)

Her zaman ıvır zıvırla kafanızı ütülerken bu sefer faydalı bir şeyle karşınızdayım. Tumblr'da dolaşırken undressedskeleton'un inanılmaz "sağlıklı" tariflerine rastladım. Yaklaşık bir senedir takip ediyorum kendisini. Garip garip unlar kullanıyor; hindistan cevizi unu, badem unu, fındık unu gibi. Bu unların özelliği karbonhidrattan çok protein içermeleri. Bir de protein tozu kullanıyor çoğu tarifte un yerine.

Bir senenin sonunda artık merak ettim birini deneyeyim dedim. Ama bu tarif undressedskeleton'dan değil. Şuradan: http://www.foodiefiasco.com/coconut-flour-breakfast-brownies/

Bu tarife ek olarak bir yumurta ekledim ben. YUMURTASIZ KEK Mİ OLURMUŞ?

Beş denek üzerinde yaptığım araştırmalar kekin sadece az şekerli olduğunu, onun dışında sıradan brownie'den bir farkı olmadığını gösterdi. Kimse unsuz veya şekersiz olduğunu anlamadı.

Öncelikle sıradan hindistan cevizi aldım rende halinde olandan. Paketi doluyken çekmeyi akıl edemedim. Ama sıradan hindistan cevizi iste. Ellişer gramlık iki paketti benimki.


Onu çift bıçaklı mutfak robotunda un gibi olana kadar çektim. Hindistan cevizi biraz yağlı olduğundan pütür pütür olmasın diye bir kaşık normal un ekledim. Sonuç şu oldu:


Bir bardak kadar bu undan alıp bir kaseye koydum. Üzerine bir çay kaşığı kabartma tozu ve bir çimdik tuz, üç kaşık da kakao ekledim. İki kaşık kakao da yetermiş bu arada. Benim kullandığım kakao biraz fazla iyiymiş çünkü :/


Başka bir kapta bir muzu ezdim. Üzerine yedi paket stevia ekledim. Bu şeker gibi tadı olan bir tatlandırıcı. Şeker gibi derken çay harici her türlü yiyecekte şeker tadı veriyor. Çayda kullanımını tavsiye etmiyorum. Stevia adında bir bitkinin özüymüş bu.

Eğer stevia ya da tatlandırıcı kullanmak istemezseniz yarım bardak şeker de kullanabilirsiniz. Bal veya pekmez nasıl sonuç verir bir bilgim yok.



Steviali muz karışımını una ekledim, ardından bir yumurta çırpıp onu da ekledim. Bir-iki kaşık da süt ekleyip bunlara iyice karıştırdım. Sıradan bir kek hamuru oldu. Kakaoyu cömert kullandığımdan biraz koyu renkli oldu tabi.


Ben daha kolay olur diye muffin kağıtlarında pisirdim. Tam altı tane çıktı. 175 derecede 10-15 dk pişirdim. Bıçak yöntemini bunda da haince kekler üzerinde kullanıyoruz tabi. Batırın bıçağı keke, eğer temiz çıkarsa pişmiştir.

Kekin pişmiş ve pişmemiş halleri:


Asıl mevzu şu ki, tatlandırıcı kullanıldığında altı adet muffinin toplam kalorisi sadece 250. Yani bir tanesi 50 kalori bile değil.

Friday, December 7, 2012

Alerji

Evet yine ben, yine gecenin bir yarısı, yine çeviri arasında...

Çeviri yaparken garip şeyler düşünüyorum; bugün de aklıma şu geldi: Bence alerji, doğanın bazı insanlara (benim gibi) "Az ye ulan ayı!" deme şekli.

Aşure yiyemememin sebebi bu olmalı. Eğer bir kase bile yemeden ağzım gözüm şişmemiş olsa ikincisini de yerdim bence. Aynı şey İpek için de geçerli.

Kuru incir gibi güzel bir şey insanın nefes almasına engel olmamalı.



Sahi, incirli biskrem vardı bir zamanlar.

Sunday, December 19, 2010

Muffin Hakkında İnanılmaz Gerçekler

Normal kekin küçük porsiyonudur kendisi! Evet yanlış duymadınız!!! Sıradan bir kek hamurunu minik minik kalıplara koyarsan muffin olur.

Bunu size söylüyorum "katıları ayrı, sıvıları ayrı karıştırmalıyııız!" "Unu fazla karıştırmayın yoksa kabarmaaaz:(" modeli muffin severler. Manyak mısınız? Kabartma tozu denen bişe var. Onu çamura da koysak kabarır.

Katıları ayrı, sıvıları ayrı neden karıştırıyosun, deli misin? Kek kanunlarına aykırı; önce yumurta ve şeker, sonra süt, sıvı yağ ve vanilya esansı, sonra un ve kabartma tozu, en son da eklenecek şey konur. Her virgülde deli gibi miksere abanılır. Şeker yumurtayla öyle bir karışır ki şeker yumurtanın içinde erir!

Tırnak içindeki iddialarla bana gelenler; İngilizleri iyi tanırım, saçmalamışlar işte. Milletin en iyi bildiği yemek muffin, onu da komplike hale getirmeye çalışıyorlar. Bu oyunlara kanmayın. Bakın muffin böyle de gayet güzel oluyor yani.


Sunday, October 3, 2010

Cupcake ve çizkekler tamam, düğün havası eksik

Kına gecesinin yapılacağı sabah, yani dün sabah hem uzaktan akrabamız hem de aile dostumuz olan birinin eşinin vefat ettiğini öğrendik. O yüzden evdeki düğün havası o andan itibaren -doğal olarak- yok oldu. Ne annemin ne bizim elimiz bir şey yapmak için kalkmadı. Fakat kına gecesine gelmek için birçok kişi şehirdışından bile gelmek için yola çıktığından iptal edemedik. Onun yerine daha sakin bir gece geçirdik. Davet gibi oldu biraz.

Cupcake ve mini-cheesecake'lerim çok şeker oldular. Özellikle kırmızı kağıtları herkesin gönlünü çeldi desem yeridir. (3 kuruş fazla olsun kırmızı olsun felsefesinde bir ailem vardır da - ne de olsa bir Trakyalılık var)



Saturday, October 2, 2010

Kına Gecesi Hazırlıkları vs

Çok merak ediyorum acaba biz Ahmet'e "gerçekten" sünnet düğünü yapmaya kalksak, sünnetini 1.5 sene önce ameliyat arasında olmak yerine düğünden önce olsaydı biz ne yapardık acaba? Bu stres bize yetip de artarken, bunun 10 kat fazlası strese gelemezdim heralde. Bir de doğru düzgün insan çağırmadık da. Minimum insan sayısı ile yapıyoruz.

Neyse işte. Ama kına gecesi/kokteyl karışımı şey için bir parti mini cheesecake, bir parti de cupcake yaptım. Bir görsen buzdolabında kuzu kuzu yatıyorlar. Alttaki tepside mini çizkeklerim, üst tepside de sadece kremaları sıkılmış cupcake'lerin duruyor. Biraz sonra cupcake'lerin üzerinini çikolata sosuyla süsleyeceğim. Servisten önce de renkli şekerler koyucam üstüne. Aslında renkli renkli yıldız kalp şeklinde süsler oluyor ama bulamadım. Bir salaklığıma geldi, Eminönü'nden almayı da unuttum. Neyse artık Dr. Oetker'in renkli süs şekerlerine kaldık. O da yeter be.

Sonra çizkeklerin yarısına böğürtlen reçeli, yarısına da çikolata sosu koyacağım. Herkese garip geliyor 2-3 saat içerisinde 100 adet cupcake/mini çizkek yapmış olmam bu normal, ancak ben sayısına değil "Allah'ım ne kadar güzeller!" diye güzelliklerine şaşıyorum, garipsiyorum. Mantıksal çerçeveden bakarsam, altı üstü bir parça hamur, pişmiş kek olmuş, üstüne krema sıkmışsın ne var ki? Ama öyle değil işte. Bana kalsa karşıma alır bütün gün onları izlerim. Psikopatlık seviyesine geldiğimi düşünüyorum artık. Kardeşimse "Abla kendi kendine nazar değdirceksin be!" diyor - ki haklı. Buzdolabını açıp açıp "Harikasınız yavrularım!" diye cupcakelerime iltifatlar yağdırıyorum.

Artık tarif defterimi yazmaya başladım. Şimdiye kadar oturup kendi uydurduğu ölçüleri/tarifleri yazabilecek kadar yetkin saymıyordum kendimi. Bir anda ilham geldi işte. İlk mini çizkeklerimin tarifi var. Kaç kere denediğim, hangi tarihlerde denediğim de yazıyor. Her tariften sonra bir sayfa bırakıyorum ki, sonraki denemelerimde alacağım notlar olabilir. (Örneğin geçen denememde bir ölçüden 30 mini çizkek çıkmıştı, bu sefer 40 tane çıktı. Porsiyonları biraz daha küçük tuttum bu sefer(: )

Bakalım akşama ne gibi yorumlar gelecek, ve de fotoğraflar tabi:)

Wednesday, September 29, 2010

Cheesecakelerim, canlarım benim!








İşte bunlar da benim bebekler oluyor. Tadına bakan ve bana geribildirimde bulunan kim varsa, tadının ağızda dağıldığından, hatta "tadı damağımda kaldı" cinsinden olduğunu belirtti. Ben de iki kere sevindim buna, çünkü hem güzel oldu, hem de ben ilk defa güzel olan bir
göz kararı tarifimin göz kararı kısmını kayıt altına aldım! Yani bunu bir kez daha yapma şansım var :D:D

Tuesday, September 28, 2010

Mini mini çizkekler




Bu cheesecake'ler bana ait değil, google'da buldum. Benimkilerin fotoğrafı yarın gelecek şekerim:)








Bebeğim, ben yaptım diye söylemiyorum ama, sanırsam mini cheesecake denemem başarı ile sonuçlandı. Bunu nereden çıkarıyorsun kuzum der isen de, cheesecake'e deli gibi aşık olmayan annem; daha sıcakken iki tanesini hüpletiverdi. Ahmet ise "ağzımda tadı kalsın diye yutmuyorum" dedi. Çocukların bu dürüst ötesi geribildirimlerine bayılıyorum. Sevmedikleri zaman da tam olarak neyi sevmediklerini söyleyebiliyorlar. Mesela "bunun kokusunu sevmedim parfüm gibi kokuyor" gibi bir şey dediğinde aromanın fazla kaçtığını anlatabiliyorlar. Anlayana tabi :D


Şimdi ben bu mini mini kırmızı kağıtlı cheesecakelerimi buzdolabında sabaha kadar bekletip üzerlerini böğürtlen reçeli ile süsleyeceğim. Sonra da fotoğrafını çekip koyarım buraya.
Ancak önemli bir sorunum var benim. Silikon muffin kalıplarım var ancak bazen işe yaramıyorlar. Ucuz bile olsa teflondan almayı düşünüyorum. Sonuçta kağıtla birlikte kullanacağım. Bakalım bir piyasa araştırması yapayım da, duruma göre değerlendirme yapacağız şekerim.

Benim cheesecakelerim de bu üsttekilere benzediler. Ama benimkiler newyorker tarzı, yani fırında pişmiş. Bunlarsa fırınlanmayan cheesecakelerdenmiş gibi görünüyorlar. Neyse benimkini de yarın görürsünüz artık :)

Wednesday, September 8, 2010

Yok anam yok!


Yok yani, algılayamıyorum şu kendini gurme sananları. Evet, ne güzel bildin, en başta babam geliyor. Biraz önce bayram için yapılan kadayıfı beğenmediğini belirtti. Ama öyle bir belirtiyor ki sanki 40 yıllık gurme (burada küfür var).

O yemeğin yapılma sürecinden bihaber diye, her boku eleştirmek zorunda ya. Sinirlerim tepeme çıkıyor. Yiyecek konusunda fazla asabi ve hassasım. Sinirliyim. Uyumak istiyorum.

Friday, July 16, 2010

Spongebob Cake!



Hayatımda en çok keyif alarak yaptığım pasta buydu diyebilirim. Çünkü minik, şımarık kardeşim Ahmi'nin doğumgünüsü için yaptım, hem de çevirilerle boğuşmalarım arasında:)

Rom aromalı spongecake, kahve ile ıslatıldı. Arasına bol vanilyalı bir iç kreması ve de muzlar konuldu. Üstü sarı renkli krem şanti ile kaplandı. Pantolonu, gözleri, burnu ise hep şeker hamurundan.

Pastayı tamamen şeker hamuru kaplamama sebebim, ismi gibi "şeker" dolu olması. Tamamen şeker hamuru ile kaplamak yerine, düzgün bir icing'in ardından sadece süslemede şeker hamuru kullanmak bana daha mantıklı geldi.

Tuesday, July 13, 2010

Domates Çorbası

Nasıl olur? Bence koyu kıvamlı, malzemeleri "havuç-domates-soğan" üçlüsünü fazla aşmayan, ismi gibi "domates" kokusu dolu bir çorba olur.

Fakat babam için onun çorba olabilmesi için; biraz sulu, ve mutlaka şehriye barındırması gerekir.

İçinde şehriye olmayan çorbaya çorba demeyen evden bildirdim.

Edit: Ayrıca "domates çorbası = menemen benzeri bir yapıdır" iddiası da ortaya atıldı. İkisinin de ana maddesinin domates olduğunu düşünürsek, bunun nasıl da devrim niteliğinde bir iddia olduğu açıkça ortaya çıkabilir.

Saturday, June 26, 2010

Great British Food

"Great British Food" isimli belgeselden henüz iki bölüm çevirmiş olmama rağmen, İngilizlerin "yemek" dedikleri şeylerin malzemesi 4'ü geçmeyen, basit karışımlar olduğunu anladım. Örneğin "Eton Mess". Güzel görünmesine güzel görünüyor, fakat içeriği krem şanti, beze ve çilek/muz/böğürtlen'den başka bir şey değil. Benim sallamasyon tariflerimde bile bunlardan daha fazla malzeme oluyor düşününce. Tabi, emin değilim. Belki de az malzeme kullanmanın da tat karışıklığının önüne geçmek ve sofistike bir tat elde etmek gibi bir yanı vardır. Çok iyimserim biliyorum. İtiraf edelim ki İngiltere Allah'ın adası ve bu kadar malzemeleri var. Fakat yine de Eton Mess güzel ve hafif görünüyor. Denenebilir.