Showing posts with label İş güç. Show all posts
Showing posts with label İş güç. Show all posts

Thursday, July 11, 2013

To me!


Öfff ofisteyim, zıbarıp yatamıyorum da. Kim bana beddua ettiyse çabuk geri alsın :(

Thursday, March 22, 2012

değişiklik vol 2

Değiştir değiştir bitmiyorum. Ne kadar değişsem de ortada bir şey yok, onu biliyorum ama aynı kalmaya da dayanamıyorum!

Ani bir kararla spora yazılmaya karar verdim yine. Yorgunluktan pestilim çıkacak muhtemelen çünkü haftalık planım şu:

pazartesi: 20:30-22:30 Salsa
salı-perşembe-cuma: 18:30-20:00 spor
bazen cumaları: latin gecesi
pazar: dans pratiği 15:00-18:00

artık bu programla da iğne ipliğe dönmez isem 40'lı bedenlerle barışmak zorundayım gibime geliyor.

Şirket yemekhanesini bırakmayı düşünüyorum. Yemeklerinin kötü olması gibi bir durum yok aslında, herkes bilir ki benim zaten öyle sorunlarım yok. Mevzu yiyecek olunca iğrençleşebiliyorum bile. Ama kayda değer bir mide rahatsızlığı var maalesef. Kullanılan yağlar çok etkiliyor, kızartma pek yiyemiyorum. Bir de yemekhanede yemek istememin sebebi sulu yemek olur ümidiydi. Her gün döner, köfte falan çıkınca gözümü evden yemek getirmeye diktim. Bugün getirdim mesela. Tıka basa doydum ve eminim ki normalde yemekhanede aldığımdan daha az kalori aldım. Malum, annemin yağ kullanmama, tam tahıldı, bilmemneydi gibi sağlıklı yaşam takıntıları var. Bizim de işimize yarıyor tabi.

Evdeki kitaplara bakıyorum, onlar da bana bakıyor, bakışıyoruz ama tanışmaya girişmiyoruz. Hiç içimden gelmiyor yine kitap okumak. Evdekilerin yarısından çoğu İngilizce zaten, İngilizce'yi de ben görmek istemiyorum. Bir ara kitap alırsam okuyacağım umarım.

Kadıköy'e gidesim var deli gibi. Haftasonu kimse gelmezse fufu'yu kapıp kahvaltıya gidebilirim. Boğazı sırf köprü üstünden görmekten bıktım.

Bu arada tiyatroları kimin doldurduğunu öğrendim. Birbirlerine hava atmaya, "çok kültürlüyüz biz" imajı çizmeye çalışan plaza çalışanları. Bir deliliktir gidiyor bizim burada. Ama sorsan oyunları "güzeldi" "hımm biraz derin bir oyundu" şeklinde sınıflıyorlar sırf. Olsun, herkes tiyatro eğitimi mi aldı sanki. Benimki de yorum yani. Eğlenmeye gidiyor insanlar işte. Çok hoşuma gidiyor aslında. Birbirlerine hava atayım derken iyi işler yapıyorlar.

Friday, March 16, 2012

Şimdi ben işimi seviyorum herhalde?

İşimin bitmesine pek bakmıyorum açıkçası. Ama devasa bir dosya çevirirken bile, bir paragraf bitse, "aa ne güzel oldu, afferim kız bana" moduna giriyorum.

Ya işimi gerçekten seviyorum ya da mutlu olunacak abidik gubidik şeylere ihtiyacım var.

Friday, March 2, 2012

Buradan kurtulayım cupcake yapıp dağıtcam!


Arkadaş, bir insan bu kadar mı nefret eder bir yerden. Olduğum odadan ölesiye nefret ediyorum. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım., ısınamadım buradakilere. Hoş, onlar da bana ısınamadı.

Kimseyle konuşmadan durabilirim, her ne kadar çenem düşük olsa da. Ama tam bir ataerkil form olan yan masa komşum beni dellendiriyor. Ataerkilliğin yobazlıkla ve de üstüne sözde bir eğitimle harmanlanmış halinden nefret ediyorum! Babam ilkokul mezunu olabilir, kendi çapında ataerkil bile olabilir, ama şurada otursa, böyle asla konuşmaz. Her iki kelimesinden beri "siz bayansınız ondan" sensin lan bayan. Daha kadın demek zor geliyor. Biraz önce ofisteki diğer kadınlar bir şeyden konuşuyorlardı "çocuk muyuz ya öyle yapmayalım" gibi bir şey dediler, bu dönüp "çocuk değil ama bayansınız" dedi. O an az kalsın dönüp "bayan değil kadın" diyecektim. Buna normalde çok takılmam ama hissettim o küçümsemeyi.

Eşiyle de konuşmalarına denk geliyorum bazen telefonda, "sus, bak, bi dur konuşma" gibi abuk subuk şeyler, her an bağırmaya ve patlamaya hazır.

Ama iş klimanın açılıp kapanmasına gelince zart diye kapatıyor. Neymiş çok sıcakmış içerisi. Ben, tüm çevrenin "ateşli lan bu manyak mısın nasıl üşümüyosun bu havada?" diye dalga geçtikleri insan, bu ofiste üşüyorsam, burası soğuktur başka bir açıklaması yok. Millet kazakla gezerken ben kısa kollu şeyler giyerdim, şu an boğazlı kazak var üzerimde ve hala üşüyorum. Neyse işte. Anaaam dün bir patladı bu, "siz üşüyor olabilirsiniz ama beni de sıcak hava hasta ediyor, burnumun içi kuruyor, geçen burnum kanadı zaten" diye söylenmeye başladı. aha dedim anasının küçük kuzusu, her kadın aynı şekilde onun istediklerini yapsın, hoş tutsun istiyor.

Kurtulmak istiyorum bu odadan. Yoksa sessiz atın çiftesi pek olur diyerek hem mobbing hem de cinsel ayrımcılığa giren konuşmalar sebebiyle şikayet de ederim, kavga da çıkarırım.

Sunday, January 22, 2012

Anaam

İşten de erişmeyi başardım buraya :D

Şu an cehennem azabı yaşıyorum desem yeridir. Geçen gün aceleyle otobüsten inerken boşluğa mı bastım, bir şey oldu tam algılayamadım ama sol ayağımı bir hayli incitmişim. Anlamadım çünkü normalde düz ayakkabı giyen bir insanım. Cumartesi akşamı eve gelip aldığım ayakkabıyı denedim, son derece normaldi. Ertesi gün alışmak için giyeyim dedim, sol teki olmuyor. Delirdim resmen. Oluyor ama o şekilde giyilmez, kendimi ayakları küçültülmeye çalışılan uzak doğulu kadınlar gibi hissettim. Parmaklarımda hissettiğim ağrıyı da ayakkabı sıkı ondan oluyor sanan bir akıllıyım tabi.

Neyse ki İpek’in aklına, normalde düz ayakkabı gibi giydiğim topuklu ayakkabıyı denettirmek geldi. Ta-da… Olmadı ayakkabı. Ayağının şiştiğini anlamayan tek salak ben miyim diye düşünmüyor değilim. Kendimi dinlemiyorum pek evet ama insan ayağı şişince de anlar.

Bu sabah da – akıl olmadığı için pek – kalkıp yine topuklu olan çizmeyi giydim. E akıllı Dilek, o ayakla nasıl giyersin ki onu? Şu anda sol teki sere serpe açık çizmenin. Çünkü öyle bir hal almış ki, bir numara büyümüş neredeyse. Akşam da capitol’e gidip başka bir elbise bakma hayallerim vardı oysa ki. Sonra dansa gidecektim ama bu durumda yarın bakmak zorundayım elbiseye.

Bu arada biri bana koşu bandı alsın ya! Artık oturup harcayamadığım enerji yüzünden depresyona gireceğim neredeyse. Şeytan diyor ki, siparişini ver, götürsünler eve, nasılsa koyacak bir yer bulmak zorundalar öyle olunca. Şimdi aman alma, yer yok, bahçeyi düzenleyelim, öyle alırsın, bıdı bıdı. Önce bisikleti sipariş vereyim bari. Sonra koşu bandı derken spor salonu formuna girer yavaştan benim veranda. Yıhyıh:D