Showing posts with label tatil. Show all posts
Showing posts with label tatil. Show all posts

Wednesday, September 3, 2014

Tatil Bitti!

Hem de çok oldu ama anca yazabiliyorum. Geldiğimden beri delicesine bir yoğunlukla çalışmaktayım. Eve dahi iş götürdüm!

İstanbul - Balıkesir - İzmir - Fethiye - Şirince - İzmir - Balıkesir - İstanbul rotasında bir orda bir burda kalarak 1 haftayı tamamladık.

Önce Eren ile Kerem'i görmeye gittik Balıkesir'de. Eren ilk gidişimde her ne kadar sevse de beni, dönerken uğradığımızda fazla karardığımı görünce yabancılık çekti. Ben Kerem'i bekliyorum artık! Henüz 3 haftalık ama olsun ^^ ahmet sayesinde bebek bakımında master yapmış gibiyim resmen. yine de ahmet bu kadarken ameliyatlı olduğu için hep bana fazla narin geliyorlar. tutarken çok küçük bebekleri kırcam diye korkuyorum resmen!



not: eline de yakışmış diyen ilk 5 kişiye kaktüs göndericem, özel!

Tabi sevgili faktöründen şu fotoğrafı koymazsam çatlarım. Fotoğrafı gönderdiğim sevgili sevgilim ufak çaplı bir şok geçirdi "nerden buldun onu?" diyerek.


Yüzümü flaşın beyazlatmaya çalışırken grileştirmesi?!

Yol boyu yaptığım iğrenç espriler, Fulya ve Gamze'nin benden daha da kötü espriler yapmalarıyla devam etti. En güzeli İzmir'de yaptığım ve ikisinin saf saf bakmasına neden olduğumdu bence.

Bostanlı'da bir pub'da oturuyoruz. Ben whatsapp'tan konuşmaktayım bir yandan - ve birden aldığım bilgi dahilinde:

- aaa burda da evimiz varmış!
fulya ve gamze ikilisi: ?!?!?!?!?!
eviniz varsa nasıl şimdi öğreniyorsun? burda da derken?
- evimiz derken anıl'ın evi yani 8-)

arkadaş yazarken bile kendime sinir oldum. neyse ki yabancı insan yoktu aramızda da bu rezilliğimi görmediler.

sonra fethiye'de hele işin şeyini çıkardım. ama sıcak, bir süre sonra konuşcak bir şeyin kalmaması (hahahaha kendime güldüm, konuşmaktan uyumadık bile, iğrenç esprilerime bahane arıyorum resmen), vs nedenleriyle yine espriler yine komiklikler:

fotoğraf çekilmeye pek eğimli bir insan olmadığımdan gamze'nin her türlü fotoğraf çekelim talebine:

- ya şimdi ben her sene geleceğim için buraya, biliyorsun burda da evimiz var 8-)

diye "sırf hava" modunda cevap verdim.

Foça'nın denizi de güzelmiş

"Sen gidersin de ben gitmez miyim Anıl bey?" fotoğrafı

Beşiktaş konseptimiz

as it was taken on bjk - arsenal match

Gamze'nin "Anıl'a gönder" diye çektiği fotoğraf

Sonunda bunu da yaptım ama odamız çok seksiydi, dayanamadım

avv yis!

onlar da bu sefer fethiye'de annesiyle olası karşılaşma senaryoları yazmaya başladılar. o kadar kötüydü ki hatırlamak bile istemiyorum bu senaryoları :D Emre bile bir süre sonra evlerinin önünden geçerken "Dilek size geldik bırakayım mı seni? Hani kimse yokmuş sıkılırsın bence bizle gel ama" demeye başladı.

İzmir'i hem beğendim, hem beğenmedim. Ama insanlarının biraz mal olduğunu söylemem gerekir, ya da bana öyleleri denk geldi. Yoksa daracık sokağa girip biz yürürken arabasından duyulcak sesle "Hep ucuz insanlar hep ucuz insanlar!" diye bağıran çakma sarışın teyze gibiler bi bana denk geldi. Ucuz denilebilecek bir hareketimiz de yoktu üstelik. Gayet sıradan giyimli, kaldırımdan yürüyen iki kızdık. Koskoca istanbul'da böylesine rastlamadım ne diyim. Ardından da "sensin ucuz görgüsüz karı!" dememe engel olmadı hiçbir şey tabi. yakalasam döver, karakolluk da olurdum. ucuz muyum ne?

Bir yandan dönünce sevgilime kavuşacak olmamın gerçeği, bir yandan tatile devam etme isteği falan karmaşık duygular yaşadım. Tatili boşver dönmek güzeldi ama.

Fethiye de bildiğin Londra'nın deniz kenarı hali bu arada. Her yer ingiliz! o ne öyle!

Saklıkent'te gamze'nin "gidip ordan su alamazsın" dediği yere giderek tatilin kahramanı da seçildim. ruhumda barney stinsonluk var "challenge accepted" demeden duramıyorum. yoksa NE İŞİN VAR KIZIM BUZDOLABINDAN ÇIKMIŞ SOĞUKLUKTAKİ SUYUN İÇİNDE bir de akıntıda sürüklenip gitcen.




Ayrıca mümkün olduğu kadar da masaja giderim ben, negzel şeymiş o?!

Thursday, August 22, 2013

Fuck this thing in particular

Ne yazacağımı bilemediğim bir gündeyiz yine.



Şununla başlayalım mesela; bütün paramı gezmek için harcadım/harcıyorum. Taa doğum günümde bir yazı yazmıştım, doğum günüme girerken yoldaydım sanırım bu sene çok gezicem diye - çok fena şekilde doğru çıkıyor.

Bir blog olarak yaptıklarımı buraya yazmam gerekir - bir nevi günlük olarak. Ama her şey o kadar hızlı oluyor ki hangisini yazayım bilemiyorum.

İlk defa yaz aylarında çalışıyordum. Zannediyordum ki bu sene hiçbir yere gidemem. Hiç de öyle değilmiş. Hafta sonlarını bile etkin biçimde kullandım :D

En son bir değişiklik olsun Çınarcık'a gidelim dedik. Hayatımın en güzel günlerinden 2'sini geçirdim diyebiliriz. Zamanım olsa bir süre hayatımın çimenlik alandaki şezlonglar ve beach restoranı arasında geçmesini, durmadan bizimkilerle diğer insanların tipleri & giydikleri konusunda dedikodu yapmayı, gece ise her ne kadar küçük olsa da Kio'ya gidip saçma salak dans etmeyi isterdim. Bu yüzden babamın Çınarcık'ta yazlık alma fikrine önceden ne kadar karşı çıksam da, şu sıralar can-ı gönülden destekliyorum :D

Kurban Bayramında veya şöyle diyeyim herhangi bir bayramda ilk defa evde olmayabilirim. Zaten ziyaret eden/edilecek kimse yok. Şimdilik plan Kıbrıs gibi görünüyor. Yine de henüz somut bir adımımız yok. Olmasına da gerek yok, son anda karar verip Yunanistan'a gitmiş kişileriz ne de olsa.

Kasım'da İngiltere'ye gidiyorum! Hem de Doctor Who'nun 50. yıldönümü kutlamaları için! Kaç akıllı, kaç fangirl kalkıp Londra'ya gider bilemiyorum. Uçak biletlerimizi neredeyse 8 ay öncesinden aldık vazgeçmeyelim diye; henüz filmi nerede ne zaman çıkacak bilmediğim için onun biletlerini alamadım ama kutlamaları için London ExCel'deki etkinliğe biletlerimiz hazır. Hatta Matt Smith'le çektireceğim fotoğrafın sırasını dahi aldım. Dönüşte ofisteki masamı süsleyecek kendisi :D Bir de Catherine ve David'i görürsem dünyada benden daha mutlu kimse olamaz sanırım.

Bu sefer akıllılık edip pasaportumu on yıllık aldım. Bu da demek oluyor ki artık pasaport çıkarmaya üşenmek yüzünden bir yere gitmeme sorunum kalmadı. Vize sorunumuz da şirket sayesinde sorun olmaktan çıktığı için bir hafta sonu Barcelona'dayım dersem kimse şaşırmasın.


Tuesday, January 8, 2013

Kar, kahve, blog falan

Çok romantik gibi görünüyor değil mi? Pek de cliché... Pencereden yağan karı izlemek, o sırada büyük bir kupada kahve veya sıcak çikolata içmek, şık ama nedense evde giyilen büyükçene hırkanın kollarını uzatıp ellerini de ısıtırken Ipad'de blog yazısı girmek falan filan.

Bence çoğu kimse yukarıdaki tip değil. Böyleleri yok değil, hatta tanıdığım çok kişi var böyle havalarda gezen ama aslında zorlamadan başka bir şey değil.

Mesela ben demin çay ve hanımeller asorti eşliğinde işler güçler'in ekstra bölümünü izledim. Sonra dışarı baktım "vay anasını millet hala dışarıda" dedim. hiç öyle Mango'dan alınma evde giymelik hırkam yok. Babanemin kendine ördüğü ama artık benim giydiğim siyah yeleği var üzerimde. Netbook'un altında ısınmasın diye annemin çözüm olarak sunduğu kesme tahtası, babamın terlikleri, Hello Kitty'li ama üzerimde hiç şirin durmayan pijamalarım, televizyonda ise beş bin kere kilo verip geri almış Kristie Alley'in bizi etkileyeceğini sanan Dr. Oz var.



Beş bin senedir Bağlarbaşı'nda gitmelik spor salonu arıyorum bu arada. En son hedefim Pazarbaşı'na doğru gitmek olacak gibi. Bıktım ulen! Bu kadar spora aç ama spor salonuna hasret başka semt yoktur herhalde. Olan üç beş yer de rezil ötesi ve başka yer olmadıklarından kendilerini Sporium zannediyorlar. Oğlum alt tarafı beş tane koşu bandı, üç tane bisiklet, bir tane de eliptik koymuşsun, aylık 160 lira istemek senin neyine?

Yaz olsa koruya gideriz, ne bileyim sahile ineriz ama karda kışta ne işin var? Bir de düz bir memleket değil ki buralar, "karda/yağmurda yürüme" romantizmi yaşayamıyorsun. Islak yaprağa basarsan bizim evin önünde, kendini Kuzguncuk'tan denize uçarken bulman olası.

Bu aralar çok sıkıldım hem de öyle böyle değil. Sıkıntıdan "How do I look?" ve hatta "Teen Mom" bile izliyorum düşün. 

Tuesday, June 21, 2011

Yunanistan bizi beklesene!

Ömrümde ilk defa yurtdışına çıkacak olmanın heyecanı, bunun ananemin memleketi olması, bir plana bağlı kalmadan gezecek olmamız, üstüne gittiğimiz ülkenin kriz döneminde olması heyecanımı 3562 katına çıkardı.

En yakın zamanda oturup "gezilip görülecek yerler" listesi çıkartmam, ne hediye götürmem gerektiğine karar vermem lazım. Fazla heyecanlandım, kabul ediyorum. Hem de gitmekten vazgeçebilecek kadar heyecanlıyım :/




yunanistan_1