Showing posts with label İnceleme. Show all posts
Showing posts with label İnceleme. Show all posts

Thursday, May 31, 2012

Headphone mania

Bizim şirket tam olarak bu deyimle tanımlanabilir. Böyle seslendim duymadın gibi bir çalışma şekli olmadığından, herkes kulaklıkla pc başında deli gibi çalışmakta. Yakında 25 yaşında kulağı ağır işiten 200 kişi halka karışabilir, benden söylemesi.

Tabi durmadan radyo dinlemekten ötürü, en beğendiğim 2 radyo da ortaya çıktı. Güzel olanı ikisinin frekanslarının ard arda olması. Pal fm 99.2'de Capital radio da 99.5'te. Tek sorun ikisinin de pek mükemmel çekmemesi.

İtiraf ediyorum normalde Virgin dinliyordum. Sonra Virgin 99.5'ten taşındı, bende 99.5 kayıtlı kaldı. Uzun süre sinir etti "Eğer bu anonsu duyuyorsanız Virgin radio dinleyecektiniz, hay aksi biz bıdı bıdı frekansına taşındık" diye şarkılar arasına girerek. Capital mikemmel bir radyo aslında, çekmediği için pek dinleyemiyorum. 80'ler-90'lar arasında gidip geliyor ve yabancı müzik yayını yapıyor tabi. Metrobüste thriller dinlemek de pek güzel oluyormuş.

Pal'i de capital çekmeyince radyoyu karıştırırken buldum. Cahilliğimi mazur görün fekat Levent Erim'i ilk kez bu hafta dinledim. Sabahları geveze ve cinsiyetçi muhabbetlerinden iğrenen biri olarak, "sabah aynada kendine bakıp acaba bu saç bu elbiseye uydu mu diyen kadınlara" güzel ne güzel olmuşsun armağan eden birini dinlemeyi tercih ederim tabi! Özellikle perşembe sabahları tema sabahlarıymış. Bugünün teması "Sezen Aksu vokalleri" idi, tüm sabah Levent Yüksel, Sertab Erener, Aşkın Nur Yengi dinlemek güzeldi. A. Nur Yengi sevmezdim ama doğrusu çok güzel şarkıları varmış kendisinin ve çok güzel söylemiş hepsini. Bu arada unuttuğum bir şarkıyı da hatırladım tabi :D "Gel yabani gör halimi, el bana ben sana deli" Feci derecede narsist bir şarkı :D

EDİT: Üstte Levent Erim'in programı hakkında yazdıklarım, kendisi Türk apaçilerine hizmet etmek amacıyla Zemfira isimli sürekli miyavlayarak konuşan kızı yayına katmadan önce yazılmıştı. Arkadaşım nasıl uyuz bir sesin var senin, biliyormuş gibi bir de burç yorumladı bu kız. Aslında bilmem pek, gözlemlerim bunlar da demedi. Ciddiye aldığımdan değil ama böyle insanların şanslarına şaşıyorum. Burdan kendisine sesleniyorum, bebeğim öncelikle öyle bayık bayık konuşarak hangi şirketin avukatlığını yapmayı düşünüyorsun acaba?

Tabi mp3 çalarında 16 gb alan olan biri niye radyo peşinde diye sormak gerekir. Galiba radyo her zaman cezbedici olacak insanlar için. Beklenmedik anlarda beklenmedik şarkıların çalması, başa sarıp tekrar dinleyebileceğini bildiğin bir kayıttan daha çekici geliyor.

Monday, September 20, 2010

Lüzumsuz İşler Müdiresi

Evet, bir şarkı analizi ile yeniden karşınızdayım. Hala yapacak 30 dakika çevirim olması, sabah en geç 7:30'da bilgisayarı kapatıp hazırlanmaya başlayacağım gibi gerçekleri de göz ardı ediyorum şu anda. Fonda Gökhan Türkmen -Yan Sen çalıyor. Bu şarkıda anlatılanlar için annemin harika bir sözü vardı fakat hatırlayamıyorum. (Şu anda TDK'yı tarıyorum... Neyse bulamadım)

Böyle hem ayrılmaktan üzgün hem de "hıh gidersen git çok da fifi" modunda. Bir gururlar ki "aman Tanrım!" dedirtecek seviyede.


hiç aklıma gelirmiydi bu ayrılık
kendime soruyorum cevap yok neden ayrıldık
hiç hesapta yokken böyle durup dururken
yine aynı telaş yine aynı hüzün yeniden yalnızlık
ah acıyor bak canım bazen
ama gel diyemem gelme hiç diyemem
yar dönüyor bak tüm aşklarım bazen
sen de dön diyemem yanma hiç diyemem
yan sen
bir ses gibi herkes gibi dünler gibi yan
geçtiğim tüm hayaller gibi düşler gibi yan
git ne yapıyorsan ben nasılsa görmeyeceğim
sonra geri dönme ölsen dönmeyeceğim

Hiç hesapta yoksa ayrılık bilemiyorum artık bebeğim nasıl bir kazık yedin ya da nasıl bir malangoşsun ki uzun zamandır paldır küldür gelen ayrılığı, buna sebep olan hatalarının farkında değildin.

Canın bazen acıyorsa, ama bazen acımıyorsa sorun yok demektir. Kendimden biliyorum hem, o normal bir durum. Çünkü alıştığın bir şeyden ayrılıyorsun. İnsan kalemkutusunu kaybedince bile üzülüyor, sevgilisinden ayrılınca da canı biraz acısın bir zahmet değil mi?

Ama algılayamadığım, edebiyat bilgimin yetmediği bir yer var:

bir ses gibi herkes gibi dünler gibi yan
geçtiğim tüm hayaller gibi düşler gibi yan

"Bir ses gibi yanmak" ne demektir Allah aşkına? Vallahi ben bilmiyorum. Neyse sorun etmeyelim.


"git ne yapıyorsun ben nasılsa görmeyeceğim
sonra geri dönme ölsen dönmeyeceğim"
işte tam burada öyle bir melodi ile giriyor ki ben bile gaza geliyorum. O an ayağa kalkıp aynı anda da tek elimi hakeme itiraz edercesine kaldırıp karşımda olmayan kişilere bunu söylüyorum. Çok pis gaza getirebiliyor yani.

Tabi bana sorarsanız Fiona Apple'dan "I want you" dinlemek daha pis gaza getirir. Ama öyle bir gaza getirir ki, o adamı/kadını her kimse işte bulup parçalara ayırma isteği doğar. Sinir, kıskançlık, kabullenememe gibi duygular birbirine girer. İşin kötü tarafı bunun için sevgiliden ayrılmak gibi bir önkoşul yok! Evet, Fiona Apple'ı şarkıyı söylerken aynı anda izleyen insanlar "Nerde kız? Söyle bulayım o herifi de parçalayım? He kim yaptı bunu sana söyle!" diye gaza geliyor. Yahu kadının gözü seğiriyor söylerken, ben de sinir yapıyorum doğal olarak. Hele ki "No my darling, not with that clown!" dediğinde böyle dönüp "Vay [SANSÜR]" diye istemsiz bir karşılık veriyorsunuz.

Not: Kendi kendine sansür uygulayan bir insanım evet. Söylerken söyleyebiliyorum fakat yazamıyorum. (Anlıyorum ama konuşamıyorum)