Thursday, September 16, 2010

Şiir mi Şarkı mı?

İşten dönerken otobüste harika ötesi bir şarkı duydum. Nasıl oldu da şimdiye kadar duymamışım bilmiyorum. Emre Altuğ'un söylediği "Sev Diyemem" şarkısı. Şimdi böyle dediğimde "eaaa pop diyomuş amaan" dediğini duydum. Hiç inkar etme. Ama bu şarkıda başka bir şey hissettim. Müziği gerçekten bir işe yaramaz, bana göre yani. Çok uğraşılmış olabilir üzerinde, bilemem. Ama aynı sample'ı çalıp tüm melodiyi solistin vermesini beklersen pek de bir şeye benzemiyor bence.

Fekat ve lakin sözleri muhteşem. Yani nasıl desem, şiir olsa olacakmış. Bir yerde rastlasam ve okusaydım, belki şarkı olarak dinlediğimden daha fazla beğenecektim. Hatta bak şöyle uygulayalım, farzedelim ki bunun bestesi falan yok. Bu sadece bir şiir:

sevmedin beni n'apayım
zorla sev diyemem ya
ben sana çok aşıktım
sen de ol diyemem ya

herkesin bir dengi var
ben seninki değilmişim
baksın gözlerin bana
parlasın diyemem ya

ben böyle geldim böyle gideceğim
aynı şeyleri söyleyeceğim
binip yalnızlar vapuruna
gidip bir daha dönmeyeceğim
seni bir daha görmeyeceğim (burası olmasa da olur)

ne yaptıysam olmadı
gurursuz olamam ya
bir gün seversin sandım
o gün gelmedi asla

kalbimde duracağına
yanımda olsaydın ya
hayaline alışırım
gerçeğin üzüyorsa

Bak işte, üzerinde biraz daha düşünülse harika bir şiir olabilirmiş.

Bugünlük fazla romantik takıldım sayılır. (Evet, belki beni anlatıyor olabilir. Niye üstüme geliyorsunuz?)

O zaman şununla mı kapatsak bu giriyi de? Oooo beybi. Bu şarkıyı ve bu hatunu seviyorum. 36 bedene düşse ve saçlarını boyatmayı bıraksa soğuk nevale bir kuzeyliye benzeme ihtimali %75 olan bir insan olaraktan, güneyli hatunları çoookhoş buluyorum. Hatta itiraf ediyorum 175 boyu olan bir haaanım olarak da 165-170 arasındaki haanımların çok daha hoş gözüktüklerini düşünüyorum. Neden? Çünkü ben topuklu ayakkabı giysem minare ile plaza benzeri bir oluşuma dönüşüyorum. Onlarsa normal insan boyutlarında kalıyorlar. Ayrıca dizaltı etekler çok yakışıyor. Hele de şu kabarık olanlar. Ben bu boya bir de kabarık etek giyersem lunaparklardaki balerinler gibi oluyorum :D

Pussycat Dolls - Hush Hush. Watch more top selected videos about: Hush Hush Baby, Pussycat Dolls

Ngatif elektrik yüklüyüm, yaklaşmanızı tavsiye etmem

1. Otobüste yer verdiğim yaşlı adam yerine yerime şişko bir kadın oturdu. Bir dakika, şişko çok "sevimli" kaçtı değil mi, "hayvan gibi" bir kadın oturdu. Her haliyle hayvandı kendisi. Ben sanki o rahat rahat otursun diye verdim yerimi. Adamın ayakta duracak hali yoktu be. Diğer "genç"ler de "biz işten döndük yorgunuz" tadında oturuyorlar. E be öküz, istersen taş taşımış ol, adamın ayakta duracak hali yok. Bu kadar mı mantarsınız be? Mantar güzel bir yiyecektir. Mantar kadar bile değilsiniz.

2. Motorsiklete binip kendileri kask takan ama 2 yaşındaki oğlunu tek kucağında oturtup tek eliyle kavrayarak taşıyan ve öyle otobüsleri sollamaya çalışan gerizekalı aile. O an durumun şoku ile yapabileceklerim aklıma gelmedi. Öncelikle fotoğrafınızı çekmeli ve plakanızı almalıydım. İkincisi polise haber vermeliydim. Şok oldum lan. Ötesi yok.

3. Eve geldim. Dakka bir gol bir. Rezalet ötesi bir akşam. Uyumak istiyorum ama 2 tane çevirim var.

Söylenecek çok şey var ama Allah'a şükür bir tek işim iyi gidiyor. Neyse ki günün 12 saati dışarıda olmayı başarıyorum da şu evin dışında kalıyorum.

Wednesday, September 15, 2010

Beynim sulandı


Virginia'cığım kadar güzel delirmek isterdim ama olmuyor işte.

Gerçekten ama. Çeviri yaparken şöyle bir cümle var: "We had a report that someone up here doing skiddies", benim aklımdan geçen çeviri şu "kayak yapıyolaamış gençler". İyi değilim galiba.

Monday, September 13, 2010

Bel Ağrısı


Eğer böyle durmak size yabancı gelmiyorsa, Bingo! siz de pc başında çalışan homo-oturarak-çalışmak-zorunda-kalanyus'lardansınız. Az kalkın hareket edin demek isterdim ama bunu ben bile yapamıyorum bebeğim. Çünkü iki dolaşmakla da geçmiyor bu meret. Daha çevirilecek 2 tane 25lik, 1 tane 50lik belgesel var. Belimin sağ alt kısmı bitmiş durumda. Çok da ağrımıyor ama olmasa daha mutlu olurdum.

Buna da viicudumun alışması lazım, eskiden de boynum ağrırdı, şimdi onu atlattık. Yakında pc'ye entegre olmuş bir homo-bilgisayarus olacağım Allaaaan izniylen.

Sunday, September 12, 2010

İş-kolik


Ahahaha işte bu benim bebeğim.


İş-kolik bir seviyeye geldim sonunda. Oturup artık her ne işim varsa onu yapmak istiyorum. Bunu çağırıldığım 2 sinema, bir de sleepover teklifini geri çevirmemden anlayabiliyorum. Kimse ile görüşmek istemiyorum. Ama aynı zamanda evde de durmak istemiyorum. Tek mutlu olduğum şey, işimin bittiğini görmek. Artık uğraştığım o şey ne ise. Çeviri olabilir, mutfağı temizlemek olabilir, yemek yapmak olabilir. Böyle şeyler.

Anne ben asosyal mi oldum!

Wednesday, September 8, 2010

Yok anam yok!


Yok yani, algılayamıyorum şu kendini gurme sananları. Evet, ne güzel bildin, en başta babam geliyor. Biraz önce bayram için yapılan kadayıfı beğenmediğini belirtti. Ama öyle bir belirtiyor ki sanki 40 yıllık gurme (burada küfür var).

O yemeğin yapılma sürecinden bihaber diye, her boku eleştirmek zorunda ya. Sinirlerim tepeme çıkıyor. Yiyecek konusunda fazla asabi ve hassasım. Sinirliyim. Uyumak istiyorum.

Tuesday, September 7, 2010

Biri bana açıklayabilir mi?

Para kazanmamı istiyorsunuz, ama evde oturup çeviri yaptığım zaman ev işlerine yardım etmiyorum diye çemkiriyorsunuz.

Evde durmamdan sıkılıyorsunuz, ancak dışarı çıktığımın 2. saatinde arayıp "Nerede kaldın?! Bokunu çıkartma bi' seferde!" diye kalaylıyorsunuz.

Yine hem evde durmamdan sıkılıp, hem de çevirinin yeterli para getirmediğini, ve de "gözlerimi bozduğunu" düşündüğünüzden normal bi iş bulmamı istiyorsunuz, ama bulduğum hiçbir işi beğenmiyorsunuz.

Bunlar sadece işle ilgili olan kısımdı, diğer bölümlere geçelim:

Hem kilo aldın diyorsunuz, hem de 7/24 benden tatlı, börek, çörek yapmamı istiyorsunuz. Ben yediğim zaman ise çok yemiş oluyorum. Bebeğim, sabahtan akşama gördüm onları canım çekiyor di mi?

"Üstüne git düzgün bir kıyafet al, hiçbir şeyin yok" diyorsunuz, bizzat kendi paramla aldığım kıyafetleri beğenmemekle kalmıyor "O kadar para mı verilir onlara!" diye burnumdan getiriyorsunuz.

Evet, çok demoratik, çok sevgi dolu, iletişimi bol bir aileyiz, ancak ben bu yaşıma gelmişken üstte sıraladıklarımı yaşamaktan da bıktım. Sevgili ailem, benim yaşımdakilerin büyük bir kısmı çoktan evlendi, bir kısmı evlenmek üzere, bir kısmı kendi başına yaşıyor, bir kısmı ailesiyle yaşasa da ailesi onun bir "birey" olduğunu kabul etmiş durumda. Hani diyorum, ben zaten bu kadar salak ve saf iken, hazır bu bize cevap vermiyor, nasılsa her dediğimizi yapıyor diyerek, benim üstüme daha fazla gelmeye çalışmasanız da, ben de yakın gelecekte yaşayabileceğim sinir krizi riskini üzerimden atsam nasıl olur?