Friday, June 6, 2014

Sinir krizi eşiğine getirten cuma günü

TGIF! diyerek rahatlamam gerekirken gereksiz bir stresle dolmuştum ki sorunumun uykusuzluk olduğunu fark ettim. Eve gelip tam 6 saat uyudum. O yüzden de şu an gecenin 2'sine oturdum blog yazıyorum.

Tatile ihtiyacım var. Hem de acil bir biçimde. O yüzden her ne kadar ortada henüz kesinleşmemiş bir Fethiye planı olsa da, acilinden Çınarcık'a gitmem lazım. Hem de kimse olmaksızın gidip Cemos'ta güneşlenmem gerek. Tabi bu arada Çınarcık'tan yazlık alma planının gerçekleştirildiğini de ekleyeyim. O yüzden gitmek konusunda daha rahatım.

Yalnız sorun şu ki, sevgilimi özlüyorum! Gören zanneder ki ayrı şehirlerde oturuyoruz ama İstanbul'da farklı yakalarda oturup, bir de üzerine çalışıyor olmak görüşememek için yeterli. Neyse ki haftasonu diye bir şey icat etmişler. Ancak bir ilişkinin sıradanlaşma ya da ne diyeyim normalleşme süreci beni çok geriyor. Çünkü ben daha aile içi ilişkilerde normalleşememiş bir insanım. Neden ben her şeye karşı bu kadar hevesli ve heyecan doluyum? Herkes böyle olsa belki mutlu olurdum ama benim heyecanlandığım şeylere insanlar normal gözüyle bakınca garipsiyorum kendimi.

Bir tek İpek'le bu konuda anlaşıyoruz. O yüzden de ikizler gibi birbirimizin cümlesini tamamlayacak kadar ileri gidebiliyoruz zaten. Sık sık yeni kıyafetler almamıza rağmen hala yeni bir şey alınca bir sürelik "kıymetlimiss" olarak davranıyoruz o eşyaya mesela. Fiyatı hiç önemli değil. 1 tl'ye aldığımız küpe bile olabiliyor bu.


İşyerinde bir şeyleri halletmek, bitirmek istiyorum ama tatil ihtiyacı o kadar ağır basıyor ki "fuck this i'm out!" diyerek kaçmak istiyorum. Aslında ramazan öncesinde bir izin alıp gidebilirim çınarcık'a. Bayılcam çünkü sıkıntıdan yoksa. Daha önümde hazırlanmam ve organize etmem gereken bir fuar, tamamlanacak bir web sitesi, bastırılması gereken kataloglar ve gereksiz milyon tane çeviri var. Bir de dergiler. Bir de o dergilerin aşırı ısrarcı ve agresif reklam satış sorumluları. -Biri bunlara agresif satışın tek seferlik işe yaradığını anlatmalı, az kaldı Z. Bey çalışmayalım şunlarla çok bunaltıyorlar diyeceğim.

İşimi çok seviyorum ama bu ara her akşam ofisten çıktığım anda sapık gibi koşarak uzaklaşma hissim var. Çünkü sıkıldım.

Sebebini anlamadığım ama tatilsizliğe bağladığım bir depresif hal mevcut üzerimde. Nasıl kurtulurum bundan bilinmez. Belki yarın Anıl'ın başını da bu konuda şişirirsem psikolojik yardım almış sayılırım. 

No comments: