Tuesday, July 16, 2013

Hey lovelies!

Kötü bir rüyayla başlayan güzel bir gün bence. Bu ofiste iken her şey bana güzel geliyor nedense. Zaten renklerin beyaz ağırlıklı olması insanın içini açıyor. Eski çalıştığım yer de beyazdı ama orası "bembeyaz"dı. başka renge yer yoktu. En ufak ışıkta gözleri kamaştıracak, hijyenik bir beyazlıktı. Burası güzel, burayı seviyorum ^^


Kötü rüya ise, sanırım 25 yıllık hayatımda gördüğüm en kötü rüyalar sıralamasında ilk üçe girebilir. Birincisi hala çok küçükken -sanırım 4-5 yaşında falandım- dedemin hasta olduğunu öğrendiğimiz zamanlarda gördüğüm rüyaydı. Dalak büyümesi vardı dedemde, o kadar etkisinde kalmışım ki rüyamda dedem "yeter artık bıktım böyle yaşamaktan" diyip buzdolabından (ne alakaysa) bıçak çıkarıp dalağını kesmeye kalkıyordu. Babam durdurmaya çalışıyordu. Evet - bu hala gördüğüm en kötü rüya.

Daha önce çok kişinin öldüğünü gördüm rüyamda ama dün geceki ayrı bir fenaydı. İsmi gerekmeyen, çok uzun zamandır haber almadığım şahsı tanıyan biri gelmiş bizim eve. "Öldü onlar (annesi&kendisi) yavrum" diyor bana. Ben "yok teyze sen karıştırıyorsun herhalde, nasıl olur?" diyorum. Al bak gazetede bile çıktılar diye elime bir gazete tutuşturuyor. Hani böyle berbat bir haber alınca insanın kalbi çökmüş gibi olur ya, onu hissediyorum. Ağlamak istiyorum, o da olmuyor. Baya rüyamda panik atak yaşıyorum. Elime verilen gazeteyi okuyamıyorum (rüyada insan okuyamaz zaten). Beşbin senedir aramadığım ama ezbere bildiğim numarayı hatırlamaya çalışıyorum - hatırlayamıyorum. Felaket tellalı teyze "kızım o numara değil, değişti o numara zaten" diyor (teyze hani ölmüşlerdi, telefonları nasıl değişsin?) kadının telefonundan bakıp numarayı yazamıyorum bir türlü (yine rüyada numaraları da tanıyamaz insan). 

Rüyama giren teyze - manyak mısın? Unutulmaya çalışılan insan böyle mi hatırlatılır lan!!!

Neyse, çok da yemedim sahurda ama kabus top 10'a bir adet daha eklemiş oldum. Zaten birini rüyada ölü görmek ömrünü uzatır derler.

-----

Gerçek hayata dönecek olursak; Nine West'te çok güzel sandaletler var. Yine çıkışta bana Capitol yolları gözüküyor demek bu. Zaten bu ara sapık gibi ayakkabı alıyorum, sonumuz hayrolsun ^^ Gerçi koskoca İstanbul'da ipad usb dock satan tek yerin d&r olduğu gerçeği yüzünden Capitol'e gitmem gerekiyordu. BİR USB KABLO 60 TL OLUR MU?!?! Her şey James Potter serisini okumak için.

Bir hayran hikayesi olarak yazılmış ama son derece profesyonelce hazırlanmış. J. K. Rowling de onaylamış. PDF olarak yayınlamışlar. İlk iki sayfadan anladığım kadarıyla Rowling etkisi var tarzında. Okuduktan sonra tam yorum yaparım artık. (bkz: http://www.speedbumpstudios.com/chapters/JPHEC.pdf )

Capitol'ün ardından kuaföre gidip zaman geçirmeyi planlıyorum. Her şey iftar saatine hızla yaklaşmak için! 

Saçım biraz daha uzayabilirse eğer "Beyonce" veya daha up-to-date bir tabirle "Demi Lovato" modeli yaptırmak gibi planlarım var. Tabi onu yaptırınca eve bir de 5"lik boru boyutunda maşa almak gerekir ki o devasa bukleleri her sabah yapayım. nihaha!!!



Ama bir yandan da yeni takıntım New Girl'deki yeni idolüm Cece modeli var! Allah'ım nasıl güzel bir kadındır o! Bence insan değil :D





2 comments:

tangerine trees said...

nasıl oluyor da çok sevdiğim şeyleri aynı anda içeren bir yazı yazabiliyorsun :) napsam JP'yi ofis yazıcısından mı çıkarsam :)

Dilek Türk said...

Eneem, ben yazdıklarımın okunduğunu bile düşünmüyordum :D ofis yazıcıları başka ne işe yarar ki :D her gün birer ikişer bölüm çıkarsan olur bence :D