Tuesday, January 8, 2013

Kar, kahve, blog falan

Çok romantik gibi görünüyor değil mi? Pek de cliché... Pencereden yağan karı izlemek, o sırada büyük bir kupada kahve veya sıcak çikolata içmek, şık ama nedense evde giyilen büyükçene hırkanın kollarını uzatıp ellerini de ısıtırken Ipad'de blog yazısı girmek falan filan.

Bence çoğu kimse yukarıdaki tip değil. Böyleleri yok değil, hatta tanıdığım çok kişi var böyle havalarda gezen ama aslında zorlamadan başka bir şey değil.

Mesela ben demin çay ve hanımeller asorti eşliğinde işler güçler'in ekstra bölümünü izledim. Sonra dışarı baktım "vay anasını millet hala dışarıda" dedim. hiç öyle Mango'dan alınma evde giymelik hırkam yok. Babanemin kendine ördüğü ama artık benim giydiğim siyah yeleği var üzerimde. Netbook'un altında ısınmasın diye annemin çözüm olarak sunduğu kesme tahtası, babamın terlikleri, Hello Kitty'li ama üzerimde hiç şirin durmayan pijamalarım, televizyonda ise beş bin kere kilo verip geri almış Kristie Alley'in bizi etkileyeceğini sanan Dr. Oz var.



Beş bin senedir Bağlarbaşı'nda gitmelik spor salonu arıyorum bu arada. En son hedefim Pazarbaşı'na doğru gitmek olacak gibi. Bıktım ulen! Bu kadar spora aç ama spor salonuna hasret başka semt yoktur herhalde. Olan üç beş yer de rezil ötesi ve başka yer olmadıklarından kendilerini Sporium zannediyorlar. Oğlum alt tarafı beş tane koşu bandı, üç tane bisiklet, bir tane de eliptik koymuşsun, aylık 160 lira istemek senin neyine?

Yaz olsa koruya gideriz, ne bileyim sahile ineriz ama karda kışta ne işin var? Bir de düz bir memleket değil ki buralar, "karda/yağmurda yürüme" romantizmi yaşayamıyorsun. Islak yaprağa basarsan bizim evin önünde, kendini Kuzguncuk'tan denize uçarken bulman olası.

Bu aralar çok sıkıldım hem de öyle böyle değil. Sıkıntıdan "How do I look?" ve hatta "Teen Mom" bile izliyorum düşün. 

No comments: