Saturday, February 18, 2012

Yine kahır mektubu üzerine...

itüsözlük'te çoğunluklazararsız, hakkında şöyle bir yorum yapmış, ofiste durup ağlayasım geldi. zaten boğazım acıyor, ağlamamak için kendimi sıkınca daha fena ağrıyor. yapmayın ama bunu bana:/

"insanın içindeki parçaları daha da ufaltıp görüntüsüz nesne kıvamına getirecek kadar hüzünlü, uzun mu uzun şarkı. ama dinlerken geçen zamanı fark edemiyor insan, tıpkı onu düşünüp yazarken yazdıklarının ne çok olduğunu fark edemediğin gibi. bitmiyor söyleyeceklerin çünkü, hiç bitmesin istiyorsun çünkü.. karşına almışsın işte, derdini anlatıyorsun! yıllardır özlemle bekliyordun ya işte, karşında, sanki. öyleymiş gibi yap ne fark eder. 'öyle bir aşk bu zamanda ah belki bugün belki yarın anlayacaksın ağlayacaksın' diye duyup.. sahi o zamanda da mı tüm aşklar yalandı? mektup öyle diyor. yalanmış işte, o zaman da yalanmış her şey. bitiyormuş, gidiyormuş, sonra insan ardından bakıp kahır mektupları yazıyormuş o umursamazken, gidip çok uzaklarda çok yeni bir hayat kurmuşken. onun masalı mutlu sonla biterken diğeri de kahır mektubu hiç bitmesin, mektubu yazdığı masadan bir daha kalkamasın istiyormuş, ne yaşayacağını bilemediğin bir gün daha kalmasın diye..

mektup bitiyor, maalesef ki bitiyor. yine aynı oluyor her şey. saatin tik tak'ları, sevda ektiğin kalbinin anlam veremediğin yalnızlığı. şimdi bir gelse! ne olurdu, bir mektubu elinden hızla çekip okusa, daha sen yollamadan. kalbi sızlayacak, ah bir baksa... bu en sonu olur muydu dersin kahır mektubunun; "içimde bir ümit var geleceksin diyorum, belki çok uzaktasın bunu da biliyorum, kader kelepçesini elime vurdu felek, geleceğim demiştin ben hala bekliyorum, ben hala bekliyorum.." diyerek?

sanmıyorum"

No comments: