Sunday, January 22, 2012

Anaam

İşten de erişmeyi başardım buraya :D

Şu an cehennem azabı yaşıyorum desem yeridir. Geçen gün aceleyle otobüsten inerken boşluğa mı bastım, bir şey oldu tam algılayamadım ama sol ayağımı bir hayli incitmişim. Anlamadım çünkü normalde düz ayakkabı giyen bir insanım. Cumartesi akşamı eve gelip aldığım ayakkabıyı denedim, son derece normaldi. Ertesi gün alışmak için giyeyim dedim, sol teki olmuyor. Delirdim resmen. Oluyor ama o şekilde giyilmez, kendimi ayakları küçültülmeye çalışılan uzak doğulu kadınlar gibi hissettim. Parmaklarımda hissettiğim ağrıyı da ayakkabı sıkı ondan oluyor sanan bir akıllıyım tabi.

Neyse ki İpek’in aklına, normalde düz ayakkabı gibi giydiğim topuklu ayakkabıyı denettirmek geldi. Ta-da… Olmadı ayakkabı. Ayağının şiştiğini anlamayan tek salak ben miyim diye düşünmüyor değilim. Kendimi dinlemiyorum pek evet ama insan ayağı şişince de anlar.

Bu sabah da – akıl olmadığı için pek – kalkıp yine topuklu olan çizmeyi giydim. E akıllı Dilek, o ayakla nasıl giyersin ki onu? Şu anda sol teki sere serpe açık çizmenin. Çünkü öyle bir hal almış ki, bir numara büyümüş neredeyse. Akşam da capitol’e gidip başka bir elbise bakma hayallerim vardı oysa ki. Sonra dansa gidecektim ama bu durumda yarın bakmak zorundayım elbiseye.

Bu arada biri bana koşu bandı alsın ya! Artık oturup harcayamadığım enerji yüzünden depresyona gireceğim neredeyse. Şeytan diyor ki, siparişini ver, götürsünler eve, nasılsa koyacak bir yer bulmak zorundalar öyle olunca. Şimdi aman alma, yer yok, bahçeyi düzenleyelim, öyle alırsın, bıdı bıdı. Önce bisikleti sipariş vereyim bari. Sonra koşu bandı derken spor salonu formuna girer yavaştan benim veranda. Yıhyıh:D

2 comments:

Euslémme de Amisos said...

"...kendimi ayakları küçültülmeye çalışılan uzak doğulu kadınlar gibi hissettim." :)))

Geçmiş olsun. Bir keresinde ben de anlamamıştım, bir baktım bilekteki kemikler görünmüyor.

Pek tanıdık geldi.

Dilek said...

Sağol canım :) pek bir ağrı yok aslında ondan da anlamadım aslında ama yine de garip :)