Saturday, May 8, 2010

SomethiNew

İstiyorum, yeni bir şeyler olsun. Yeni heyecanlar, yeni umutlar, yeni bir ortam. Mezun oluyorum diye böyle hissediyor olabilirim. Ama içimden bir ses yeni ve güzel şeylerin olacağını söylüyor. Çünkü, fırtına öncesi sessizlik sendromuna takılı kaldım şu anlarda. Hayatımda yeni hiçbir şey yok. Hatta şöyle de diyebilirim: hayatımda eskiden olan şeyleri de çıkarttım. Bir sadelik, bir basitlik hakim hayatıma. En çok beklediğim şey de uyku. Çünkü beni en çok o heyecanlandırabiliyor. Uykuya daldığımda göreceğim rüyanın ne olacağı belli değil. Evden çıktığımda ise ne olacağı hemen hemen belli. Okula git, derse gir, dersten çık, kahve iç, eve dön, çeviri varsa yap, uyu. Bu kadar. Uyu kısmı en heyecanlısı.

İnsanların hep aynı şeyi konuştuklarını farkettim. Ben de o insanlardan biriyim. Hep aynı şeyleri konuşuyoruz aramızda. Hep aynı kişilerle konuşuyor olmak mı bunun sebebi acaba diye düşünmüyor değilim. Yeni insanlar nerede bulunurlar? Bir yerlerde satılırlar mı? Bir yerden seçebiliyor muyuz?

Bu yüzdendir ki sürekli bir uyku halindeyim. Ne yapsam da bu durumdan kurtulsam bilemiyorum. Uyku sırasında gezdiğim farklı dünyalara gerçek hayatta ulaşmalıyım ki, uykuda beni içine çeken sahte dünyaları bırakabileyim.

Çekip gitmek istiyorum çoğu zaman. Ama arkama bakmadan gidebilme lüksüm hiçbir zaman yok. Aslında gidebilirim tabi ki her insan gibi. Ama bende onu yapacak cesaret yok, ya da güven, ya da bilemedim işte, gittiğimde aklım hep burda kalacak işte. Onun ağırlığını taşımaktansa, burada iğrenç bir pembeye boyanmış 4 duvar arasında popomu düzleştirme fikri biraz daha huzur verici.

Ama bu huzur da doğama aykırı. Ben bir çay koyayım en iyisi.

No comments: